Engin Mavi

Şu, ya da bu kişiyi hatırlarız, nasıldır acaba diye düşünürüz, sokakta dolaştığını görmez olduğumuz, sesini epeydir hiç duymadığımız birden aklımıza gelir. Onun şu hayat sahnesinden büsbütün uzaklaştığını ve şehrin dışında bir yerlerde toprak altında olduğunu anlarız.
Sayfa 662 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Bireycilik!..İnsan kendisini, sahip olduğunu ve başarabildiğini küçümser ve can sıkıcı bulur... Fakat ulaşamadığına ve sahip olmadığına özlemle karışım bir kıskançlıkla bakar... Nefret duymamak için de sevgi besler...
Sayfa 628 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Cezaevi! Cezaevleri! İnsanoğlu, kişiliğinin demir parmaklıklı penceresinden gördüğü kale duvarlarına bakar, gözünü hiç ayırmadan umutsuzlukla bakar…Ölüm gelip, haydi özgürlüğe, haydi geldiğin yere, diye sesleninceye kadar...
Sayfa 628 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Thomas Buddenbrook
Bir şey yapmadan sessizce oturmak ve orada bulunanların hiç gözüne çarpmamak ona daha zor geliyordu. O zaman bir yorgunluk ve bıkkınlık duyuyordu, gözleri bulanık görüyor, yüz kasları gevşiyor, bedeninin duruşu çöküveriyordu. Sonra tek bir istek içini dolduruyordu: Bu uyuşturucu umutsuzluğa kendini bırakıvermek, oradan uzaklaşmak ve evde başını serin bir yastığa koymak.
Sayfa 590 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Thomas Buddenbrook
Tuhaf huylar ediniyor ve bunları gördükçe şaşmaktan kendini alamıyordu. Kendileri bir rol oynamayıp da herkesin bakışlarından uzak bir köşede oturarak sessizce başkalarını gözden geçirenler gibi yaşamak istemiyordu...Gün ışığına arkasını verip gölgede kalarak önünde aydınlıkta duranları seyretmeyi sevmiyordu. Gözleri kamaşarak ışığa bakmak, sevimli bir toplum kişisi, hareketli bir iş adamı ve gösterişli bir patron, ya da güzel konuşan bir insan olarak etkilediği seyircilerini gölgede bir yığınmış gibi görmek, daha çok hoşuna gidiyordu... Verimli olmanın baş döndürücü sarhoşluğunu ancak böylelikle tadabiliyor, başarı kazanıyor ve güvenlik duyabiliyordu. Evet, ancak bu baş döndürücü eylem sarhoşluğuyla katlanabiliyordu hayatın güçlüklerine. Elinde şarap kadehiyle masada ayağa kalkıp da sevimli bir yüz, kibar davranışlar ve yerli yerinde sözlerle genel bir neşeye yol açarak şerefe içtiği zaman - yüzünün solgunluğuna karşın - eski günlerin Thomas Buddenbrook'u olabiliyor ancak...
Sayfa 587 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam