O kadar tutarlı bir şekilde açık, o kadar kıvrımlı, sunumu ve dili o kadar etkileyici, o kadar zarif, o kadar şaşmaz derecede uygun, o kadar tutkulu derecede zekice, o kadar fevkalade ve tasasızca ciddi ki...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Thomas Buddenbrook kitaplığından umutsuzluk içinde, bir yıl önce tesadüfen kullanılmış kitap tezgâhından aldığı ucuz, kötü dikişli bir felsefe kitabı çekip aldı. Okumaya başladı ve hemen rahatladı. Thomas Mann'ın ifadesiyle "usta bir zihnin, hayat adı verilen bu zalim, alaycı şeyi nasıl sıkıca tuttuğu onu hayrete düşürdü.
İki ayaklı hayvanların (kendi ifadesiyle) ateşin başında birbirlerine sarılmaları gerektiğini söyler. Ama çok fazla kucaklaşma yüzünden kavrulmamaları için de uyarır. Oklu kirpileri sevdiğini söyler; kirpileri ısınmak için bir araya toplanır ama mesafeyi korumak için de dikenlerini kullanırlarmış. Arthur Schopenhauer de kendi ayrılığına büyük değer veriyordu ve mutluluğu için kendisinden başka hiç kimseye güvenmiyordu. Ve bu konuda yalnız değildi. Diğer büyük adamlar, örneğin Montaigne de onun düşünce yapısını paylaşıyordu.
Thomas Buddenbrook'u bu kadar değiştiren kitabın yazarı kimdi? Thomas Mann romanda adını açıklamıyor ama kırk yıl sonra yazdığı muhteşem bir makalede o kitabın yazarının Arthur Schopenhauer olduğunu söylüyor. Thomas Mann sonra ilk kez yirmi üç yaşındayken Arthur Schopenhauer’i okuma sevincini nasıl yaşadığını anlatıyor.