Erdal ÖZAYDIN

Erdal ÖZAYDIN
@Engineer47
》Bahr isen de katre-i nâçiz göster kendini (Şeyhulislam Yahya) 》Okumak; bakış açımızı zenginleştirir, Beyni de düşünce kütüphanesi yapar. (E.ÖZAYDIN)
Aklından geçen bütün ihtimalleri öldüreceğim. Öyle bir ihtimalsiz kalacaksın ki; İhtimasizlikten hayattan soğuyacaksın... İnsan, hayatı anlamlı kılan ihtimallere neden bu kadar düşman olur ki? İnsan kesin bir sonuca kavuşmak için ihtimaller içinde yaşayıp ihtimallere sarılmak ve onlarla mücadele etmek zorundadır... Yaşamak, güzel yaşamak; çoklu ihtimaller arasında kesin ve güzel bir ihtimali yaşayıncaya kadar sabırla beklemekle mümkündür. Belirgin ve kesinleşmiş bir ihtimalle yaşamak sıkıcı olur. Kötü veya iyi farketmez. Hayatı rengarenk kılan içinde belirgin olmayan iyi veya kötü sürprizli ihtimaller veya bazen az da olsa mucizeleridir. Erdal ÖZAYDIN
Reklam
İNSAN İNSANA BAYRAM OLMALI
İnsan bayram olmalı insana. Hayatına tat veren şeker, şekerleme gibi. Arınmalı bütün kötülüklerinden Bir Ramazan Ayı sonrası oruç tutan insan gibi... İnsan bayram olmalı insana. Bir-birini bir ziyaretgâh bilmeli. Şeker toplamak için ziyarete giden çocuklar gibi. Veya bayramlaşan akrabalar gibi... Erdal ÖZAYDIN
1000k
Dirildim, direndim, dayandım, seni umut bildim. Cahil kalbim ile kalktım seni sevdim. Bu kadar zalim olduğunu bilmedim. Umutlarımı ellerimden aldın, yıktın. Camdan kalbimin sarayını tümden kırdın. Öldüm de dirildim. Zümrüd-ü Ânka misali, Küllerimden doğdum dirildim. Acemice sevip, bilgece tecrübe ettim. Acemiydim, toydum. Yaşaya yaşaya hayatla doydum. Yık, yıkabilirsen şimdi! Senden sonra inşaa ettiğim kale'mi. Seninle tattım ya her elemi. Bir daha yıkamazsın aşkınla kalbimi... Erdal ÖZAYDIN
öldüğümü duyunca sarsılan yüreğine
hangi balık korkutur bir denizin dibini hangi kâtil küçümser cinayet sebebini bir ülke paramparça, bir saray darmadağın yatağı öksüz kaldı sevmediğin ırmağın kapı kapandı gülüm, sarsılmak neye yarar dönmemek arzusuyla uçup gitti turnalar bir devin damarından süzüldü toprağa kan kuşların gözlerinden bile hüzündür akan kuranları yakıyor aşka kurulan pusu çeliğini yutuyor bir silahın namlusu telefon uzun uzun çalıyor kederinden kötürüm sevgililer doğruluyor yerinden hayal, artık korkuyor aşmaya kutupları yollarda sahibini arıyor mektupları kuraklığa bereket tohumu ekiliyor cefâ okyanusunun suları çekiliyor bak işte, pârelendi giydiğin pelerinler her umudun dalında yaralı bir kuş inler çobanlar kavalını kırıyor günbatımı şimdi gönül dostlarım koşturuyor atımı korkusuz süvariler bakacak ufuklardan kırmızı papatyalar dökülecek yukardan birgün sen de sararıp solacaksına gülüm dünyada bir başına kalacaksına gülüm
beni hayalinde canlandıramayışına
bir sûret beliriyor uzakta; ben değilim gözlerimden, hercai gözlerinde ne kaldı artık o acıdığın yosunlu ten değilim benden sana, yaşamak adlı bahâne kaldı duyduğun her fısıltı ayrılığın olacak dokunduğun ne varsa, gölgemden de yabancı birgün avuçlarına sessizliğim dolacak birgün damarlarında tükenmeyen bir acı gördüğün her fotoğraf dalgınlığımdır benim yağmurlar gözyaşımdır; gönlüm eleğimsağma sel gider, çığ düşerse, dargınlığımdır benim çeşmelerden su değil fışkıran, sanki mağma hayalinde canlanır belki de galaksiler bana döndüğün ânda parçalanır hayalin zarif görüntüleri ruhum ufkunda siler yalnızlığın burcuna karargâh olur hâlin ne kaldı, civarında ağladığım günlerden var mı bakışlarında bana benzeyen bir yüz belki de soracaksın türbedâr delilerden "Rüyanızda kalbimin pîrini mi gördünüz?" yollarına bak gülüm, işaretler bulursun belki de yollarında bakışlarımdır kalan sen de birgün bu kanlı rüyada kaybolursun tükenir bahtımızı ağlatan süslü yalan