Erdal ÖZAYDIN

Erdal ÖZAYDIN
@Engineer47
》Bahr isen de katre-i nâçiz göster kendini (Şeyhulislam Yahya) 》Okumak; bakış açımızı zenginleştirir, Beyni de düşünce kütüphanesi yapar. (E.ÖZAYDIN)
MENEKŞE GECENİN KOYNUNDA I
Ben bir başka iklimden çıkıp gelmiştim Hepsi başka başka iklimlerden Buluşur gibi çıkıp gelmişlerdi Boşaldıkça doluyor mapushane Bir gidenin yerine beşi geliyor Bir gelenin ardından Bin beş yüzü eziliyor duvarların ötesinde Menekşe gecenin koynunda titredi bir çocuk Sonra düşüp öldü, anlatması zor Hohlanmış ellerinde buz tutmuş öksüzlük İncecik dudakları mosmor Kadın açlıktan ağladı, sevdalı kız utancından Yatalak nine üç gün öylece unutuldu Dördüncü gün baktılar kıpırtı yok yüzünde Gözyaşları boğmuştu onu Sonra bir gün çıktı ansızın adam içerden Sonra bir yaz günü Güneşe baktı içlendi, denize baktı içlendi Çıkıp bir tepeye "Merhaba millet!" dedi Kimse hatırlamadı böyle günde gülmesi gerektiğini Bildiği kadarıyla gitti, ev yoktu, sokak yoktu Ne kadın, ne kız, ne çocuk ortada Bir bilen yahut tanıyan çıkmadı kendisini Öyle taş gibi çöküp kaldı karanlıkta
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hep Aynı Hikaye
Ağlarsın, Umut bir ay gibi batınca saçlarının kıyısından Bana karanlığın arka sokağında rastlarsın Ağlarsın. Hep hüsranla bitiriyorsun hikâyeyi Neylersin, Ya ben farkına geç vardım, (Ya sen çok kötü öğrettin sevmeyi) Unutursun Ve yeniden başlar bilinen şiire şair Bir varmış bir yokmuş Eylül sokağında Toprak kokulu bir yağmur sonrası Bir adam daha geçmiş hikâyeden, ıslak ve unutulmuş... 2 Haziran 1975
Korkak Yüreğim
Ne sen, ne o, ne öteki Yenilgilerimin Tek sebebi Korkak yüreğim Yorulur en geride kalan Bütün günler nasıl olsa biten günün benzeri Her hata nasıl da benzer bir öncekine Ortaçağ masallarından öte Gözlerim başlar unutulmaya Çıkar gelir bir kâbus gibi, Kırılmış kanadıyla O yorgun baykuş, nasıl da başlar ötmeye! Ellerim istediğini kırabiliyor, bunu şimdi denedim Kızdığımda kinimce küfredebiliyorum artık Oysa ki yırtılmış yenilgi bayraklarımın gölgesinde Bir gözlerine hükmedemiyorum, Ne yazık! Vurulur en önde çarpışan Her yenilgim nasıl da benzer öncekine Bana kahraman demeyin! 22 Şubat 1972, Elazığ
Güvercin
...Sonra Durdum baktım ki, bir arpa boyu yol gitmişim Altımda gökyüzü, üstümde yer Binyol kavşağında süslü bir tabela: "Dikkat her yol cehenneme gider!" Güneyde bir zeytin dalına tırmanan göğe baktım Bir bulutu kesmişlerdi, ağlıyordu Yağmur duasından dönüyordu kalabalık Zeytin yaprağına kan damlıyordu Dedim, biri öpsün beni, çabuk olsun Ah güvercin, dedim Ah! Uçmaktan usanmıyor musun? Birisinin karnını deştiler orada Gördüm rengi siyahtı Düşündüm, bulamadım Tanrım! Düşünmek de, bulmak da günahtı... Sonra koştum, koştum ki yol yok artık Oysa ki ipi göğüslemiştim Önümde kimse yoktu, ne tuhaf! Hem birinci hem sonuncu gelmiştim...
Usanç
Diz çök önüme ey ömür, beni tenden usandır Ağart saçımı, kır belimi, beni benden usandır Yalvarmam baharlara, umut öldükten sonra Hırçınlaş ey güzel yâr, beni senden usandır