Bir kemik kalmış bir de deri
Sönmüş ışıldayan gözlerinin feri
Kısılmış o Davudî sesi.
Göze sönük geliyor artık,
Kalmamış o gözleri korkutan heybeti.
Cevvaldi eskiden
Yürümekte zorlanıyor şimdi.
Omzunda yılların yorgunluğu
Şimdi ihtiyar ve deli...
Akıllardan geçmezdi böyle olacağı,
Çok değişmiş ve çökmüş görmeyeli.
Gözlerinde bir derinlik,
Dudaklarında ağır bir suskunluk.
İçinde şiirden kelebekler uçuşuyor.
Dilin konuşmaz belki.
Ama okur, anlar o şiirleri gönlüm...
Düşünebiliyorsan insansın.
Sorgulayabiliyorsan bilgesin.
Hissedebiliyorsan aşıksın.
Şüphe edebiliyorsan öğrenecek olansın.
Her hâlde sonuçta insansın
Ama her insanda her hâl bir anda bulunmaz...
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!