Logoterapiye göre hayatın anlamına 3 farklı yolla keşfedebiliriz:
1. üretimde bulunarak veya bir iş yaparak
2. bir şeyi deneyimleyerek ya da biriyle temas ederek ve
3. kaçınılmaz olan ısdıraba karşı aldığımız tavırla.
İlkinin bir kazanım ve edinin biçimi olduğu çok açıktır. 2 ve 3.'nün biraz daha ayrıntılandırılması gerekir. Hayatta anlam bulmanın ikinci yolu iyilik, hakikat veya güzellik gibi bir şeyi doğayı ve kültürü veya en önemlisi başka bir insanı biricikliğiyle deneyimlemek onu sevmektir.
Kendini gerçekleştirme denilen şey, ulaşılabilir bir hedef değildir çünkü çok basit olarak insan bunun için ne kadar çaba gösterirse o kadar uzağında kalır. Başka bir deyişle, kendini gerçekleştirme sadece kendini aşmanın bir yan etkisi olarak mümkündür
Pazar nevrozu, iş iş haftasının yoğunluğu geride kalıp, içerideki boşluk kendini belli ettiğinde hayatlarındaki içeriksizliği farkına varan insanların durumunu tanımlayan bir depresyon türüdür.
İntiharın çok da az olmayan bu kısmı bu varoluşsal boşluğa atfedilebilir.
Depresyon, saldırganlık ve bağımlılık gibi yaygın durumlar altlarında yatan varoluşsal boşluğu tanımlamadığımızda anlaşılır değildir. Bu aynı zamanda emekliler ve yaşlarında krizidir.
Bir araştırmaya göre, insanların %89'u uğruna yaşayacakları bir şeye ihtiyaç duyduklarını ifade etmişti. Daha da ötesi %61'i yaşamlarınında uğruna ölmeye bile hazır oldukları bir şey ya da biri olduğunu söylemişti.