Uzun bir şiirin dizelerini bir bir yaşadım,
Uzun bir şiir oldu hayatım.
Ben niye kimselerin ağlamadı yerlerde ağladım?
Kopardığım çiçeklerden neden hep kan fışkırdı?
Biliyorum, bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum.
Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan.
Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapmayacağımı biliyorum.
"Rüyamda çok ağlıyordum diye düşündüm birden. Sahi niyeydi bu gözyaşları, kimeydi?
Yaşanmışlıklara mı, yaşanmamışlıklara mı?
Bilir misin gözyaşları sadece var olana akmaz, var olmuşa ve hiç olamamışlara da akar.
Uyandığımda içimde ezilmiş bir kalbin, cılkı çıkmış acısı vardı sanki. Bir gün duracağını ve toprakla yok olacağını biliyordum. Buna rağmen atmaya devam edeceğini de biliyordum. Her yıl üstünden geçiyordum o günün. "
Her arzunun ve hayalin öldüğü bir nokta vardır. O noktanın geldiğini farkettiğinde, artık ölmüş bir varlıktan farkının kalmadığını da anlarsın. Usulünce gömülmesi gerekir o arzuların. Hortlayan her arzu seni usulünce gömecektir çünkü.