Eray Berk Dalkıran

Eray Berk Dalkıran
@ErayBD
Bilgisayar Mühendisi
Gazi Üniversitesi
İstanbul
67 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Her kıyafeti yerine göre. Akşam giydiği kıyafetler başka, bir resmigeçide giderken giydiği kıyafetler başka, bir kulübe giderken giydiği kıyafetler başka, bir kitap okurken giydiği kıyafetler başka. Fakat bunların hepsinin bir maksadı var. Mankenlik yapıyor, bak nansıl giyinilir diye.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kıyafet Devrimi yapıldı ama kimse ne giyileceğini bilmiyor. O zamanın bırak köylerini, kasabalarına, vilayetlerine gidiyorsun ama durum rezalet. Altı kaval üstü şişhane giyiniyorlar. Şapka giyeceğim diye bilmeden kadın şapkası giyen erkekler var! Çok güzel kıyafet giyerek Türkiye'yi dolaşıyor Atatürk. Değişik kıyafetlerle halkın içine giriyor ve bu değişik kıyafetler gittiği yere, bulunduğu mekâna göre değişiyor. Halk öğrensin istiyor: Nerede, ne zaman, hangi halde, ne giyilir!
Sayfa 108·Kitabı okudu
Edebiyat
Atatürk bütün bu kurtuluşa, kuruluşa, devrimlere, her şeye bir savaş gözüyle bakıyor. Ekonomiye de savaş olarak bakıyor, eğitime de savaş olarak bakıyor, kültür devrimine de savaş olarak bakıyor, bu savaşları kazanacağız diyor. Kendisi de başkomutan. Bu bir komutanın hissedebileceği en büyük tatmindir.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Edebiyat
"Bunlar benim fikirlerim dahi olsa bunları millete anlatmam lazım, kabul ettirmem lazım, ancak milletçe kabul edildikten sonra bunları tatbik edebiliriz. Her şeyin başı millettir."
Sayfa 105·Kitabı okudu
Edebiyat
Atatürk ölmek üzere, diyorlar ki, "Yerine kim geçsin?", "Siz seçin ben yerimi kimseye bırakmıyorum," diyor. "Millet seçsin," diyor. Dolayısıyla Atatürk'ün diktatörlüğünün sebebi her şeyden ve her şeyden önce bağımsızlığı ve hürriyeti öğretmek, insanlığı, akılcılığı öğretmek. Bunu yapmak için de diktatörlük yapmak mecburiyetindesin. Ama Atatürk'ün yaptığı diktatörlüğün bir farkı var. Onun diktatörlüğünün içinde zorbalık yok, düşüncesini öyle veya böyle empoze etmek var. Ama bu empoze etmek, kişisel kapris ürünü değil. Nihayetinde kararı yine sen alıyorsun, karar veren sensin. Kendi fikirlerini, "Ben böyle istiyorum," diye empoze etmiyor Atatürk. Ortaya atıyor, tartışıyor, tartışıyor, tartışıyor ve karşısındaki onu yıkamıyor. Sonunda onun fikri galip geliyor ve oy veriliyor. O oylarla alınıyor bütün kararlar. Ama mutlaka ve mutlaka oy isteniyor.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Edebiyat