Ercan ERKUL

Ercan ERKUL
@Ercan_Erkul
Hayat okulunda işçi
End. Mes. Lisesi
Sancaktepe İstanbul
İstanbul Kadıköy
10 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Sahabenin İmanı
Risålet sürecinde, iman etmenin olmazsa olmaz şartlarından Allah'ı tek ilah olarak bilmek, bilmekten daha çok, O'nun tek ilâh olduğu bilinciyle O'nun emir ve yasaklarına itaat anlamına geldi. Hz. Muhammed'in peygamber olduğunu kabul etmek, sadece kabul etmekten çok, O'nun bildirdiği ilke ve şartlara teslim olmayı, onlara göre yaşamayı ifade etti. Ahireti, kıyameti, hesap gününü, cenneti, cehennemi tasdik etmek, sadece tasdik etmekten çok; dünyadayken yapılan tüm işlerden hesaba çekilme bilinciyle sorumlu ve bilinçli yaşamak, davranmak demekti. Kur'an'ın vahiy olduğunu kabul etmek, Kur'an'ı kutsal bir metin kabul etmek değil, Kur'an'ı inancın ve hayatın kitabı kılmak demekti. Namaz kılmak bir tapınma eylemi değil, 'kötülüklerden uzak durmaktı. Mümin olmak, sadece isim değişikliği değil; hakkın şahidi olmak, hakkı insanlar arasında temsil eden olmaktı... - Hz. Muhammed'in hayatı ve İslam daveti Mekke dönemi 1.cilt, P. 326
Sayfa 326 - Pınar Yayınları·Kitabı okuyor
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Namazın Sahabenin hayatındaki karşılığı...
Namaz, risâlet sürecinde, hiçbir zaman, sadece bireyin şahsını ilgilendiren, tamamıyla bireysel olan bir ibadet olarak anlam kazanmadı. O, bireyde açığa çıkan bir davranış olmakla birlikte, etkileri doğrudan toplumsal hayata yansıyan bir ibadetti. Toplumsal hayat içerisinde bireylerin birbirlerine karşı tutum ve davranışlarında kilit bir konumda yer alıyor ve önemli bir işlev üstleniyordu. Zira, insanlarla olan ilişkilerin yönünü ve biçimini tayinde namaz ölçü işlevini üstleniyordu. Bireyler arasındaki olumlu ilişkinin dayanağı olan yakınlığın (dostluğun) oluşup gelişmesinde namaz temel ölçüydü. Müminler, dostlarını namazı dikkate alarak belirliyorlardı. Güvenip, zor zamanlarında sırtlarını dönebilecekleri insanları, namazı dikkate alarak tayin ediyorlardı. Çünkü hayatın kitabı olan Kur'an bunu emrediyordu: 'Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun elçisi ve namazlarını kılan, zekâtlarını veren, rüküya varan müminlerdir' (Maide, 5:44). 'Eğer onlar tevbe edip, namaz kılarlarsa ve zekatı da verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir' (Tevbe, 9:11). Diğer bazı ayetlerde ise Allah'ın mümin olarak niteleyip, dost edinilmesini istediği kişiler şöyle tanımlanmaktaydı: Müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğu zaman (o ayetler onların) imanlarını artırır ve (onlar) Rabb'lerine tevekkül ederler. Namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiği- miz rızıktan (Allah için ihtiyaç sahiplerine) verirler. İşte gerçek müminler onlardır. (Enfâl, 8:2-4) Inanan erkek ve kadınlar birbirlerinin dostudurlar. Birbirlerine iyiliği emreder, kötülükten men ederler. Namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Resûlü'ne itaat ederler. (Tevbe, 9:71) - Hz. Muhammed'in hayatı ve İslam daveti Mekke dönemi 1.cilt, P. 115
Sayfa 115 - Pınar Yayınları·Kitabı okuyor
Din
İnsanın kendine yaptıkları
Mesela bugün yapılan araştırmalara göre 35 milyar insana yetecek kadar gida olmasına rağmen 7 milyar insan bu gıdayı paylaşamamakta ve insanlardan %10'un üzerindeki 800 milyon insan açlık çekmektedir. Eğer insanlar İslâm'ın iktisat nizamına iman ederek uygulamış olsalardı bu açlık yaşanmayacaktı. Eğer insanlar Allahu Teâlâ'nın emir ve nehiylerine uymuş olsalardı zina, uyuşturucu, kriz, savaş ve sair şeyler yaşanmayacak ve hayat yaşanabilir hâlde olacaktı. Zalimler bu kadar pervasız olamayacak, mazlumları ezemeyecek, çocukları, anneleri babaları öldüremeyeceklerdi. Çocuklar, kadınlar tecavüze uğramayacak, insanlar Allahu Teâlâ'dan korkacak, korkmayanlar hak ettikleri şer'î cezaları alacaktı. Bugün yaşanan tüm zulümlerin tek nedeni insanın iradesini Allahu Teâlâ'nın istediği şekilde takva yolunda kullanmaması ve kendisine zulmetmesidir. Bu yüzden bugün yaşadıklarımız Allahu Teâlâ'nın adaletsizliği değil insanın adaletsizliğindendir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: Basiniza gelen“ [وما أصابكم من مصيبة فبما كسبت أيديكم ويعفو عن كثير] herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder." - Hayatı Allah'a Adamak, P. 250
Sayfa 250 - Köklü Değişim Yayıncılık·Kitabı okudu
Siyaset&Toplum
Yönetim ve idare ile ilgili hadis şerif
"Allah'ın olmasını dilediği kadar aranızda nübüvvet olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde Allah onu kaldıracak tır. Sonra nübüvvet minhâcı üzere [Râşidi] Hilâfet olacak tır. Böylece Allah'ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra ısırıcı meliklik olacaktır. Böylece Allah'ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde Allah onu da kaldıra caktır. Sonra zorba diktatörlük olacaktır. Böylece Allah'ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğin de onu da kaldıracaktır. Sonra (yeniden) nübüvvet minhâcı üzere [Râşidi] Hilâfet olacaktır." (Ahmed bin Hanbel] - Değişim Fıkhı, P. 37
Sayfa 37 - Köklü Değişim Yayıncılık·Kitabı okudu
Siyaset&Toplum
Düğümlerimiz tek tek çözülüyor...
İslâm'ın düğümleri birer birer çözülecektir. Her bir düğüm çözüldükçe insanlar onu takip eden diğer düğümü çözmeye teşebbüs edeceklerdir. Bu çözülen dü ğümlerin ilki yönetim ve sonuncusu da namaz olacaktır."[Ahmed Bin Hanbel] - Hayatı Allah'a Adamak,
Sayfa 119·Kitabı okudu
Din