Okuyanı, kitap bitene kadar başından kaldırmayacak bir eser. Gizem duygusunu çok iyi yansıtıyor; bu sebeple insan, sonunu bir an önce öğrenmek istiyor. Çok yalın ve sade anlatımının da bu duyguyu yansıtma işinde etkisi olduğunu düşünüyorum. Serenad ile karşılaştırılmaması gereken bir kitap bence. Serenad; içinde tarih, aşk, bilim, psikoloji gibi birçok kavramı harmanlamış ve bunları okuyana en güzel ölçüde verebilmiş bir kitap. Oysa Kardeşimin Hikâyesi’nde böyle bir bütünleşmeden ziyade, yalın kavramlar ön planda. Yalnızlık tutkusu, inziva, günlük yaşamın sadeliği, diyaloglar; en yalın ve anlaşılır sebepleriyle açıklanmış kitap boyunca. Sonlarına doğru bir acele sezilmesi olası. Yürüteci gizem olan kitapların çoğunda aynı durum göze çarpıyor. Yine de bu, kitap adına bir eksi sayılmaz. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri olarak değerlendirebilirim. Daha önce hiçbir Zülfü Livaneli kitabı okumamış kişiler için de güzel bir başlangıç olabilir.
Zülfü Livaneli
Zweig'ın yaşam hikayesiyle birleştirildiğinde değer kazanan öyküler kitabı ve içerisinde 7 tane öykü bulunuyor. Açıkcası beni çok tatmin eden bir kitap olduğunu söyleyemem. Bni etkileyen şey ise yazarın karanlık ruh halini, içinde bulunduğu çıkmazları anlatmış olmasıdır. Zweig intiharının sinyallerini yıllar önceden vermiş halbuki.
Stefan Zweig
Ya benim zamanım durmuştu ya da ben zamanın dışına düşmüştüm!
Gerçekten çok tuhaf bir duyguydu; artık bir ruhtum ama bedenli bir ruhtum.
Hem vardım hem yoktum!