Her şey bir telefonla cenaze haberi ile başlıyor...
Bernhard'ın Yok Etme kitabında Annesi, Babası ve Kız Kardeşleri ile olan ilişkilerini anlatıyor. Bernhard her kitabında olduğu gibi bu kitabında da öfke, nefret, sorgulamalar, kavgalar, çatışmalar bu sefer aile içi ilişkileri Bernhard'ın klasik sert anlatımıyla okuyoruz.
Bernhard’ın öfkesi sadece insanlara değil; aile kurumuna, taşra ahlakına, ikiyüzlülüğe, Katolik geleneğe ve Avusturya burjuvasına da yöneliyor. O yüzden anne, baba ve kız kardeşler sadece kişiler değil; Bernhard’ın nefret ettiği dünyanın temsilcileri gibi. Sürekli tekrar eden, boğan, nefes aldırmayan cümlelerle zihinsel bir saldırı kuruyor. Bernhard için cenaze töreni insanların yüzlerine, bakışlarına, mimiklerine, konuşma tonlarına takılıyor. Kim gerçekten üzgün, kim rol yapıyor, kim miras peşinde, kim gösteriş derdinde… sürekli bunları analiz ediyor. Her mimikte ikiyüzlülük görüyor. Cenaze bölümü “ölüm sahnesi” değil; aynı zamanda Avusturya toplumunun, aristokrasinin ve aile kurumunun teşhir edildiği bölümler gibi. Bernhard’ın klasik tekrar eden ritimli cümleleri de bu boğucu gözlem hissini daha da artırıyor.
Ben ara bulucu olarak Bernhard ile babasını aynı masa da yüzleştirip anlatın be ne derdiniz varsa dökün içinizi hissiyatına girdim.
Uzun soluklu, tekrar eden, nefret, öfke, katolik gelenek, kilise, taşra ahlakı, Avusturya burjuvasına ve insanların ikiyüzlülüğü ve bir çok konuyu net bir dille zihin boğucu anlatımıyla güzel bir eser.