ERGÜN

Hayat
Puan vermedi·216 syf.··
2026 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 08:45
Yalnızca bir dönemi anlatan bir kitap değil; aynı zamanda değişen insan ilişkilerinin, kaybolan alışkanlıkların ve dönüşen dünyanın sessiz bir tanıklığı gibi. Sayfalar arasında dolaşırken 80'lerin ve 90'ların atmosferini, mahalle kültürünü, yüz yüze kurulan samimi ilişkileri ve geçmişe duyulan özlemi hissetmek mümkün. Ancak kitap bunu yalnızca nostalji duygusuyla yapmıyor; geçmişten bugüne uzanan bir köprü kurarak 80'leri, 90'ları ve günümüzü aynı çizgide buluşturuyor. Bu yönüyle hem geçmişi hatırlatan hem de bugünü sorgulatan güncelliğini koruyan bir metin ortaya koyuyor. Kitap ilerledikçe nostaljinin yerini daha derin bir sorgulama alıyor. Teknolojinin hayatı kolaylaştırırken insanlar arasındaki görünmez bağları nasıl zayıflattığını, iletişimin arttığı bir çağda insanların birbirinden nasıl uzaklaştığını satır aralarında yoğun şekilde hissettiriyor. Kalabalıkların içinde yalnızlaşan bireyleri, hızlanan hayatın içinde kaybolan değerleri ve zamanın sessizce elimizden kayışını anlatıyor. Belki de gerçekten çok zamanımız var sanıyoruz. Oysa hayat, fark ettiğimizden çok daha hızlı akıp gidiyor; insanlar, anılar ve fırsatlar sessizce uzaklaşıyor. Geriye ise bazen yalnızca hatırladıklarımız ve içimizde taşıdığımız eksik kalan hikâyeler kalıyor. Bu nedenle kitap, sadece geçmişe bakmak değil; bugünü anlamak ve yarına dair düşünmek için de değerli bir anlatı sunuyor. Aforizma tadında...
Duygu ve Düşünce
Çok Zamanımız Varmış GibiAhmet Batman · Destek Yayınları · 202611 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kadife Eldiven & Demir Yumruk
Puan vermedi·400 syf.··
2026 43. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:29
Bir insanın hayatının nasıl yavaş yavaş kendi elinden alınabileceğini gösteren sarsıcı bir roman. Görünürde ihtişamın, soyluluğun ve düzenin içinde ilerleyen olaylar; gerçekte bireyin kendi benliğini koruma çabasını anlatıyor. İnsan bazen demir parmaklıklarla değil, başkalarının onun adına çizdiği hayatla kuşatılıyor. Roman boyunca hissedilen şey yalnızca bir kadının korkusu değil; toplumun, geleneklerin ve gücün insan ruhu üzerindeki görünmez baskısı. Okurken, dışarıdan tamamlanmış görünen birçok hayatın içinde yarım kalmış insanlar olduğunu yeniden hatırlatıyor. Bazen en büyük trajedi ölmek değil, yaşarken kendi hayatının seyircisine dönüşmek hissini yaşatıyor. Gücün sevgiye, statünün kişiliğe, beklentilerin özgürlüğe nasıl dönüştüğünü okuyoruz.
Evlilik PortresiMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20231,513 okunma
Rıhtım
Puan vermedi·216 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:19
İnsanın varoluşsal sancılı sürecini zihinsel olarak sorgulayan, düşündürücü bir kitap. Soyutun somutlaştığı hissiyle kurulan bu dünyada, gerçeklik hem var hem yok gibidir; dokunulur ama tutulmaz, görülür ama ispatlanamaz. Delil arayanın gördüğüyle yetindiği, göremeyenin ise bakışlarında kaybolduğu bir evren… İçsel ile dışsal arasındaki sınırlar silinirken, düşünceler buharlaşır, anlamlar çözülür, cümleler birer yankıya dönüşür. Pinpon topu gibi zihnin içinde sekip duran her ifade, bedeni delmeden ruhun derinliklerinde iz bırakır.
Duygu ve Düşünce
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Yalnızlık
Puan vermedi·75 syf.··
2026 40. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 09:44
Peter Handke'nin Mutsuzluğa Doyum'u, yalnızca bir annenin yaşam öyküsü değil; insanın fark edilmeden nasıl silinebileceğinin acı bir anlatısıdır. Çocuklukla başlayan, gençlikte daralan ve yetişkinlikte ev işleri, sorumluluklar ve toplumsal roller arasında sıkışan bir hayatın sessiz çığlığıdır bu. Kitap boyunca anne, bir insan olarak değil; sürekli çalışan, üreten ve katlanan bir makine gibi görülür. Oysa insan yalnızca nefes alıp vererek yaşamaz; anlaşılmaya, görülmeye, sevilmeye ve kendi varlığını hissedebilmeye ihtiyaç duyar. Günler birbirinin aynısına dönüşürken, yaşam da yavaş yavaş anlamını kaybeder. Herkes onun yaptıklarını görür, ama kimse içindeki yalnızlığı göremez. Kitaplar sayesinde ilk kez kendini keşfetmeye başlayan bu kadın, başkalarının hikâyelerinde kendi hayatını bulur. Ancak bu fark ediş aynı zamanda gecikmiş bir uyanıştır; çünkü karşısında artık yaşanmamış yılların ve kaçırılmış ihtimallerin ağırlığı vardır. Handke'nin anlattığı trajedi, bir insanın ölümü değil; ölmeden çok önce görünmez hâle gelişidir. İntihar ise ani bir karar değil, sevgisizliğin, anlaşılmamışlığın ve yıllarca taşınan görünmez yüklerin son noktasıdır. Bu yüzden kitap bittiğinde geriye bir ölüm hikâyesi değil, yaşayamamış bir hayatın derin hüznü kalır.
İnsan ve Duygular
Mutsuzluğa DoyumPeter Handke · Ada Yayınları · 1985435 okunma
Sade
Puan vermedi·224 syf.··
2026 32. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 15:10
Marquis de Sade'ın Yatak Odasında Felsefe adlı eserini okurken, yazarın yaşadığı dönemin etkilerini güçlü biçimde hissetmek mümkün. Kitap yalnızca cinsellik üzerine kurulu bir metin değil; birey, toplum, din, siyaset, doğa ve felsefe gibi birçok konunun iç içe geçtiği uzun bir tartışma sahnesi gibi ilerliyor. Sanki kapalı kapılar ardında oynanan bir tiyatro oyununun seyircisi oluyoruz; ancak bu oyunda perde hiç kapanmıyor. Karakterler düşüncelerini, arzularını, inançlarını ve itirazlarını hiçbir örtüye başvurmadan ortaya koyuyor, okur da tüm bu fikir çatışmalarını doğrudan izliyor. Daha önce Sodom'un 120 Günü'nü okumuş biri olarak, Yatak Odasında Felsefe'nin de rahatsız edici yönleri olduğunu düşünüyorum. Ancak benim için bu rahatsızlık, Sodom'un 120 Günü'ndeki kadar yoğun değil. Çünkü bu eserde amaç yalnızca sınırları zorlamak değil; aynı zamanda dönemin ahlak anlayışını, dinî düşüncelerini ve toplumsal değerlerini sorgulamak. Bu nedenle kitap, kimi zaman bir roman ya da tiyatro eserinden çok, kışkırtıcı bir felsefi tartışma metni gibi okunuyor. Sade'ın fikirlerine katılmak zorunda değiliz; hatta çoğu okur birçok düşüncesine karşı çıkacaktır. Ancak eser, insanı düşünmeye, sorgulamaya ve kendi değerleriyle yüzleşmeye zorlayan bir güce sahip. Bu yönüyle Yatak Odasında Felsefe, yalnızca rahatsız eden değil, aynı zamanda düşündüren bir okuma deneyimi sunuyor.
Duygu ve Düşünce
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · Ayrıntı Yayınları · 20182,712 okunma