Eren

GNOTHI SEAUTON- Kendini Bil.
8/10
·252 syf.··
2026 6. kitabı
Delfi tapınağının kapısında yazılı olduğu iddia edilen bu kadim ifade [Kendini bil], binlerce yıldır filozofların düşüncelerini etrafına ördükleri bir çekim merkezi gibidir. Her şeyin gerisinde varolduğu varsayılan bir ben fikri. Kant'ın diğer tüm düşüncelerin düşünülmesini sağlayan tamalgısı gibi, bize bir numen olarak kendini gösteren ve asla ne olduğunu tam anlamıyla kavrayamadığımız bir nelik. Ananthaswamy, kitabında kendi alanından ve elbette içine doğduğu Hint kültürünün düşünsel altyapısından hareketle bu sorunun yanıtını arıyor. Onun da tarafı olduğu fikir, bu yanıtın nesnesinin aslında sorunun kendisinin sorulmasına neden olan yaklaşımda yer almasıdır. Bu bir yanıyla faillik algısı ile bilen benin konumunun sorunsallaştırılmasını gerektirir. Bu sorunsallaştırmanın bir yanında konu edinilen kendiliğin anlatısal yanı işleniyor. 44. sayfada bunu yazar şu şekilde özetler: "Kendilik son kertede, birbiri içine geçmiş anlatıların oluşturduğu yoğun bir kümeden, kendimiz hakkında şimdi ve geçmişte anlattığımız hikayelerle zaman içinde yavaş yavaş gelişen bir varlıktan başka bir şey değildir". Bu yaklaşım benim de kişisel olarak çalışma konum olan Ricoeur'ün anlatısal kimlik kavramını yansıtır. Diğer yanda ise felsefi olarak Hume'un özellikle işlediği kendiliğin bizim algısal işleyişimizin içinde nedenselliğin o kör gözleriyle çıkarsadığımız bir yanılsama olduğu fikridir. Bunu yazar örneğin Craig gibi çağcıl bilimcilerin dilinden anlatır: "İşte bize kesintisiz bir kendilik algısı veren de, her biri birbirinden ayrık olsa da, bu küresel duygusal anların birbirine bağlanmasıdır.", "Film seyretmek gibi bir şey bu, sinema perdesi saniyede 24 ayrı kare gösterdiği halde biz kesintisiz bir akış algılarız" (225). Yazar bu fikirsel arkaplanı elde tutarak, Şizofreni,
Felsefe-Düşünce
Ya Ben Yoksam?Anil Ananthaswamy · Yapı Kredi Yayınları · 201877 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Eren

, bir kitap okudu
8/10
·252 syf.··
2026 6. kitabı
Anil Ananthaswamy
8.1/10 · 77 okunma
Kendiliğin mümkün olmayan varoluşu
Bir keşişin birkaç bin yıl önce belirttiği gibi, kendilik ile ötekilik arasındaki ayrım sadece esnek ve kararsız değildir, kendilik diye bir şey yoktur; "ben", "beni", "benim" deneyimlerimize dayanak oluşturan bir kendiliğin peşine düşsek, hiçbir şey bulamayız. İnsanı ıstırabın nedeni işte ebedi kendilik denen bu hatalı nosyona olan bağlılığıdır.
Sayfa 228·Kitabı okudu
Algernon'a Çiçekler üzerine felsefi bir inceleme denemesi
9/10
·325 syf.··
2026 3. kitabı
Platon’dan Descartes’a kadar felsefi geleneğin büyük kısmı benliği, değişen niteliklerin altında yatan değişmez bir töz olarak düşünmüştür. Oysa Charlie'nin hikâyesi bu anlayışı kökünden sarsar. Zekâsı değişir, önce çok yükselir sonra sıfırlanır; belleği değişir, çocukluk anıları yeniden yorumlanır, dil becerileri dönüşür; karakteri değişir, sakin çocuktan öfke dolu bir dehaya oradan bilge bir kurbana dönüşür ve en son duyguları değişir, basit sevinç veya üzüntülerden karmaşık bir duygusal alana geçer. Eğer Charlie "değişmeyen bir öz" olsaydı, tüm bu dönüşümler yüzeysel kalırdı. Oysa romanın gücü, her dönüşümde Charlie'nin tamamen başka biri haline gelmesi, ama yine de "Charlie" olarak kalmasıdır. Bu durumu kitaptan hareketle izleyebiliriz: 163. sayfada, “Şimdi ben kimim ve neyim? Tüm hayatım mı, yoksa son birkaç ayın mı toplamıyım ben” sorusunu sorar. 171. Sayfada ise “bu deneyden önce Charlie Gordon adında birinin var olmadığını bile söylememiz mümkün değil” ifadesini kullanır. 182. Sayfada, kendimiz olmaya ne zaman başlarız sorusunu öne çıkaracak biçimde, “ben otuz yıldan fazla bir süre karanlıkta değil miydim” sorusunu kendine sorar. Daha önce anımsamadığı anıları ona geri gelmeye başladığında bu karanlık birden ışıldayacak, yerine anıların belirlediği bir benlik mi çıkacaktır. Oysa bu durumun kendisi bile, anımsayanın anımsadıklarının niteliğine koşullu olmasını gösterir. 232. Sayfada, Charlie kendisinin kim olduğunu anlama çabasının ve varlığının tüm anlamının sadece geçmişinde değil, geleceğiyle ilgili olasılıkları, yani salt nereden geldiğini değil nereye gittiğini de içerdiğini belirtir. Charlie açısından onu o yapan şeyin labirentte tutturduğu yol olduğunu belirtir. Bu anlamda kendisini bir nesne, madde ve dolayısıyla bir töz olarak değil de pek çok varolma
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma