Öncelikle umut etmek, yoksunluk içinde arzulamaktır; zira tanım gereği, umut ettiğimiz şeylere sahip olmadığımız aşikardır. Zengin olmayı, genç olmayı, sağlıklı olmayı ummak, elbette bunların hiçbirisi olmamaktır. Umut etmek, olmak veya sahip olmak istediğimiz şeyin yoksunluğu içinde konum almaktır. Fakat umut etmek, aynı zamanda bilgisizlik içinde arzu etmektir: Umut ettiklerimize ne zaman ve nasıl kavuşacağımızı bilseydik, kuşkusuz sadece onları beklemekle yetinirdik. Son olarak umut etmek, acz içinde umut etmektir çünkü burada da yine aşikar ki, şayet dileklerimizi burada ve şimdi gerçekleştirme kapasitesine veya kudretine sahip olsaydık, kendimizi bundan mahrum etmezdik.