‘’Yeni Türkiye’de devletçilik, bir ekonomik meslek olarak doğmamıştır: Bir tarihi zaruret olarak doğmuştur. Yapılacak şeyleri devletten başka yapabilecek olan yoktu. Mesele bundan ibaret. Yeni Türkiye, kendi yapmak veya hiçbir şeyi yapılmamasına boyun eğmek arasında seçim yapmalı idi.’’
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
‘’ 19. Yüzyıla kadar kimseye burnundan kıl aldırmayan İstanbul aklımızı başımıza toplarsak gene aldırmaz. Potansiyeli bu kadar yüksek, gelişmeye bu kadar müsait, bu kadar güzel ve bu kadar zengin mirasa sahip başka şehir nerede? Hangi şehrin böyle bir silüeti var? İstanbul’un dışı cihanı yakar içindeki keşmekeş de bizi. Yetmiş senedir onu çirkinleştirmek için her şeyi yapıyoruz ama gene de güzel.’’
‘’Bu şehri almak isteyen çok oldu ama muhteşem surları buna mâni oldu. Bu şehri top kullanarak, yani modern çağın ateşli silahlarını kullanarak dedelerimiz ele geçirdi ve ondan sonra da bu şehri korudular.’’
‘’—Devlet demiryolu yapamaz, kitapta yeri yok… sesi geliyordu.
Demiryolunu imtiyazlı yabancı şirketler yapmalı idi. Halbuki Türk bağımsızlığının bize sağlayacağı ilk menfaat, imtiyazlı yabancı şirketlerin sömürüşünden, yani yarı sömürgecilik şartlarından kurtulmaktı.’’