öncelikle kitabın kapağıyla içeriğinin bir ilgisi yok. londra’nın ortasında bir töre cinayetini temel alıyor olaylar. kitapta normal zaman düzleminde olmayan bölümler kitap sonunda çok iyi toparlanmış.
elif şafak’ın sevmeyeni çok ama bu yazardan okuduğum ikinci kitap oldu. yine beğendim. iyiki var
büyük bi hevesle başlayıp hüsrana uğradığım bir kitap oldu. ahmet ümit polisiye dışında yazmamalı diye düşündüm. hikayeyi toplam da 25 sayfa da bitirebilirdi. ancak 250 sayfaya uzatmayı tercih etmiş.
bir solukta okunacak klasik bir ahmet altan romanı. ahmet altan kadın ruhunda anlıyor dedirten bir kitap. iki insan arasındaki tutkuyu, aşkı iyi tasvir ediyor.
ilk başlarda okumakta zorlandığım bir kitaptı. hatta bir ara bırakmayı düşündüm. ancak ilerledikçe ve empati kurdukça kitap beni içine aldı. sonlara doğru akışa kapıldım. ve sonuç olarak bitirdiğimde içimde bir burukluk kaldı. özellikle son bölümleri okurken kulaklığımda Farid farjad vardı. ve bu da müziğin sihriyle kitaptan daha fazla etkilenmeme sebep oldu. bu kitap hayatımda hep özel bi yerde olacak.