Hayatı yavaş yavaş yeni bir anlam kazanıyor, ilişkileri birden bire ciddi ve önemli yanlarıyla görmeye başlıyordu. Tehlikeyle, dolayısıyla gerçek duygularla tanıştığından beri en uzağındakine kadar bütün hallerle ortaklık hisseder olmuştu. Kendini her şeyde hissedebiliyordu, onun için eskiden cam gibi saydam olan dünya şimdi aniden kendi gölgesiyle karararak bir aynaya dönüşmüştü. Baktığı, izlediği her şey bir gerçeklik kazanmıştı birden bire.
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
"Fakat acı olsun, haz olsun, korku olsun, dehşet ve pişmanlık olsun, hiçbirini tek ve diğerlerinden ayrı hissetmedim, hepsi iç içe geçip ermişti; sadece hissettiğimi, yaşadığımı, nefes aldığımı duyuyordum."