Kesin yargılara varmamamız için kurgulanmış bu dünya.Neye inanırsak yanlış,neyden emin olursak yanlış,neye güvenirsek çürük,neyi istersek ulaşılmaz...Ne biçim bir yer burası.Yazık bize!
Genç Werther'in acıları gibi umutsuz bir aşk okudum. Ama o kadar karamsar değil, kaderi kabullenmiş karakterler var bunda. Açıklık ve gerçeklik var, samimiyet var. Abartı yok. Duygu olarak onları anlamamızı sağlıyor. Onlara dua ettiriyor.
Mevlana gibi hikayeci, Nietsche gibi etkileyici bir yazarla tanıştım. Halil Cibran'ı ilk kez okudum bu akşam. Bir iki saatte bitirdim kitabı. Sözlerini, hislerini anladım; sevdim, saygı duydum. Böyle Buyurdu Zerdüşt kadar etkilenmedim ama bizden bir yazar. Şaşırtmadı çok fazla, sözünü bangır bangır söylemedi. Ama derdini anlatmayı bildi. Tasavvufla ilgilenen herkes sevecekti bu kitabı. Dini ne olursa olsun, herkes kendine yakın hissedecektir. Yakın dönemde yaşamış bir derviş, bir filozof imiş Halil Cibran.
Livaneli'nin kitaplarını seviyorum. Her kitapta farklı bir konu, farklı bir anlatım ile şaşırtıyor beni.
Bu kitabı okurken Hayvan Çiftliği geldi aklıma. Diktatörlerin güç elde etme yolu birbirine benziyor. Yanlışa, haksızlığa karşı çıkmayan korkak bizler sayesinde tepemize oturuyorlar. Biz kendimizi insan sanıyoruz ve küçük çıkarlarımız için zulme boyun eğiyoruz. Martılar bizden daha onurlu. Anlatıcının duygularını yaşıyoruz kitabı okurken, onunla empati kuruyoruz. Onun kadar korkak, onun kadar siliğiz.
Yazar diye bahsi geçen 'usta' mücadelenin içinde pişmiş ve doğru işler yapıyor. Toplum desteğini esirgediği için başarılı olamıyor. Ütopyalar üretmekte üstümüze yok, ya onun uğruna savaşmaktan kaçmakta? Bu konuda da iyiyiz. Her şey güzel olsun, ama biz konforumuzu bozmayalım.
Saygıdeğer Zülfü Livaneli, bir güzel tokatlıyor hepimizi. Çok yaşa büyük yazar!