Devlet Ana, imparatorluğun kuruluşundan önce Osmanlının ve çevresindeki beyliklerin kültürel ve gündelik yaşantılarını yansıtmaktadır. Kemal Tahir bu romanında da halk ağzını ustalıkla kullanmıştır. Kitabın neredeyse tamamında her cümlenin kendi ahengi ve kafiyeli bir anlatımı vardır. Bu bakımdan söz konusu esere, şiirsel bir sürükleyicilik ve anın nasıl geçtiğini hissettirmeyen bir hava hakimdir.
Kitap genel olarak Osmanlının nasıl badireler atlatarak zuhur ettiği, dönemin Müslüman ve gayrimüslim toplumlarının birbirlerini halt etmek için uyguladığı entrikaları etkileyici bir dille anlatmaktadır.
Belki de en önemlisi yazarın politik duruşunun bu kitapta da hissettirilmeden yansıtılmış olması benim için çok değerlidir. Kemal Tahir bireysellikten öte sisteme inanan birisidir. Bundan dolayıdır ki; her romanında olduğu gibi bu romanında da kahramanların çok basit insani zaaflarını çok nezih bir dille aktarmaktadır. Söz gelimi Türkler için çok önemli yeri olan Osman Bey'i belli özelliklerin nazara vermesine rağmen çok doğal insani arzulara sahip biri olarak göstermektedir ya da kitapta Yunus Emre'nin tasavvurumuzun çok altında bir aşık olduğunu kimseyi kırmadan incitmeden anlatmaktadır. Özetle Kemal Tahir kitaplarında, tarihte anlatılan karakterlerin hiç de öyle olağanüstü özelliklere sahip olmadığını okuyucuya aktarmayı kanaatimce misyon edinmektedir.