Geçmişten günümüze, kısa bir yolculuktan birikimler...
Zaman olarak kendisine en çok süre verdiğim ve okurken sayfalarca not aldığım kitabın incelemesinden herkese merhabalar. Evet, 29 günde bitirdim hemen hemen bir aylık süreye tekabül ediyor. Bir kitap için kullanılan bu süre benim için ciddi anlamda uzun, hatta çok uzun bir süre. Dilinden veya felsefik olmasından derseniz, evet felsefik kitap ama dili oldukça sade ve eğlencelidir. Sayfa sayısı bakımında daha fazla olan kitaplar okudum, en fazla 6 veya 7 gün sürerlerdi. Örneğin ; Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin her bir kitabı 600 veya 700 sayfa bandında değişiyordu, onları bilinçli şekilde okuma sürem en fazla bir hafta sürüyordu. Keza daha birçok örnek verebilirim. Fakat Felsefenin Kısa Tarihi kitabımızda olabildikçe sindirerek okumaya çalıştım, 360 sayfa ve okuduğum en eğlenceli kitaplar listesinin en başlarında kendisine yer almış durumda. Dili oldukça yalın ve bir okadar da akıcı. Sıkılmak neredeyse imkansız. İleride tekrar okur muyum? Kesinlikle okurum.
Genel hatlarıyla kitap hakkında düşüncelerim bu yönde. Kitabın içeriğine geçebilirim.
Felsefenin Kısa Tarihi
Kitabın kapağını açtıktan sonra, yazarın kim olduğu hakkında kısa bir bilgi alıp ;yaklaşık 2400 yıl önceye gittim. Ve sayfanın ortasında büyük harflerle yazılı adını çokca duyduğum bir
feylesof ;
1)Sokrates :
Çok soru soruyorsunuz ve ölüme mahkum ediliyorsunuz, evet düşünmek demek ölüm demek. Zihni parlak olan bu adamın, “Değer verdiği bilgelik türü, argümana, akıl yürütmeye ve sorular sormaya dayanır, önemli biri doğru dedi diye bir şeye inanmaya değil. Sokrates için bilgelik, çok şey bilmek ya da bir şeyi nasıl yapacağını bilmek değildi. Bilgelikle neyi bilebileceğimizin sınırlarını da içererek, varoluşumuzun gerçek doğasını anlamayı kastediyordu.”
2)Arıstoteles