O sıralar kentimizde türeyen birçok yeni ahlakçı hiçbir şeyin işe yaramayacağını ve diz çökmek gerektiğini söylüyorlardı. Ve Tarrou, ve Rieux, ve onların dostları bu kişilere şöyle ya da böyle karşılık verebilirlerdi, ama varılan sonuç hep o bildikleri şeydi: Şu ya da bu biçimde savaşmak v diz çökmemek gerekiyordu. Tüm sorun ölü sayısını olabildiğince aza indirmek ve ayrılıkların sonsuza dek sürmesini engellemekti. Bunun için de tek yol vardı, vebayla savaşmak. Bu gerçek hoşa giden bir şey değildi, yalnızca tutarlıydı.