Nietzsche doğaüstücü dinsel inancın "halkların çocukluğuna" ait olduğunu düşünüyordu. Demek ki ilkel batıl inancı aşmak düşünsel yetişkinliğe erişmekle ilgili bir şeydi.
Yine de şu soru sorulabilir: Peki, yetişkin olmak niçin bu kadar önemli?
Zerdüşt temel mesajının "neysen o olmak" olduğunu söyler, Yunan şair Pindaros'un "neysen o olmak, neyse onu öğrenmek" buyruğunu kısaltmıştır. Bir başka deyişle, hayat gizilgücün gerçekleştirilmesidir; büyümek ve olgunlaşıp tam anlamıyla gerçekleşmiş bir yetişkin olmaktır, tıpkı palamudun doğru şartlar altın da büyüyüp olgunlaşarak meşe ağacı olması gibi. Yine de "Palamut" olmanın kötü yanı nedir ki? İnsanın hemen aklına gelen tek cevap, bunun ilahi yaratılışın altında yatan, her şeyde var olan gizilgücü gerçekleştirmesi niyetinin bir parçası olduğunu söylemektir. Bu yüz den Nietzsche 1887'de Şen Bilim'de nihayet hakikat şövalyelerinin hala "aşırı sofu" olup olmadıklarını sorar. Nietzsche hakikate adanmışlıktan asla vazgeçmemiştir. Ama yetişkinlik döneminde edindiği ana görev bunun için "sofuca" olmayan bir gerekçe bulmaktı.