Beni dünya nasıl görecek,bunu bilemem..Fakat ben kendimi,kocaman bir gerçekler okyanusu önünde keşfedilmemiş dururken,kıyıda kendimi oyalayan ve kâh dahayumuşak bir taş,kâh daha güzel bir deniz kabuğu bulan bir çocukgibi görüyorum.
Hele bir parça ağlayabilseydin daha ne kadar serinleyecektin. Ağlamak da çok kere resmî bir vazifedir. Cenazede söylenen nutuk gibi, projesini henüz merhume sağken düşünmeye başladığın mermer türbe yavrusu gibi merhume için döktüğün ve daha dökeceğin birçok paralar gibi… Fakat yazık ki gözyaşı para kadar kolay dökülemiyor. Nitekim mezarda yatanın halini, yabancıların koynunda yatan öksüz çocuğunun halini, daha buna benzer birçok hazin sahneleri kendi kendine tasvir ettin. Fakat ağlayamadın. Gariptir o gözyaşları. Birçok yıl önce düşman eline düşmüş ve yeşil, güzel gibi bir iki basmakalıp sıfatından başka bir şeyi hatırda kalmamış bir vilayet İstasyon Parkı’nda cemaat halinde konuşurken yahut size epeyce bir miras bırakan meçhul bir akrabanın ölüm haberi okunurken dereler gibi akarlar; sonra böyle en lüzumlu zamanlarda inat ederler…
Aştıcağı karlı buzlu dağ olsun
Konducağı mor sünbüllü bağ olsun
Severse de sevmezse de sağ olsun
Öyle bir ahdine duranlardanım
Yârimin uğruna ölenlerdenim.
sana ne yaptılar
o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
seni görür görmez özgürlüğümden utandım
söyle ne içersin çay mı kahve mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım
saçların uzundu omuzlarına akardı
gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
onlar mı kestiler sen mi kısalttın
gülerdin içimize aylar doğardı
görünmez dağların arkasından
eski gülümsemeni beyhude aradım
o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım
bir çay içer misin yoksa kahve mi
kibritim yok demek cıgaraya başladın
ellerin de titriyor bir şeyin mi var
böyle bir kız değildin sen eskiden
sana ne yaptılar sana ne yaptılar
kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım
Onunla altı ay yaşadım. Ondan sonra da… Vallahi ben hiçbir şeyden korkmam. Ama, hiçbir şeyden! Korktuğum tek şey var: Tanrı ya da şeytanın kafamdan bu altı ayı silmesi. Anladın mı?