Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Belki de sınırları aşmak, sadece mekânları ve kişileri değil, kimlikleri ve hatta geçmişi bile değiştirebilir."
Kitabı bitirip, arka kapağındakini bu yazıyı okuduğunuzda, 372 sayfalık bu sarsıcı maceranın sonunda iç içe geçmiş kurgu-yalan-gerçek-hayal-rüya keşmekeşi üzerinden yaşadığınız kafa karışıklığınız, algı karmaşasıyla dumur oluşunuz ve romanın size yaşattığı envai çeşit hissiyat belki de hafızanızdan hiç silinmeyecek…
Stephen King‘in de belirttiği gibi:
“Her zaman yazacağım kitapların bir tür kişisel saldırı gibi olması gerektiğini düşündüm ki, bence her romancı böyle yapmalı. Masanın karşı tarafından biri uzanıp iki eliyle yakanıza yapışmış ve sizi tartaklamış gibi bir his bırakmalı. Aklınızı başına getirmeli…
Eğer bir okurdan ‘yemeğim boğazımdan geçmedi’ diye bir mektup alırsam, o anki hissiyatımı ancak harika sözcüğü özetleyebilir.”
Agota Kristof adını ilk kez Haruki Murakami‘nin Rüzgarın Şarkısını Dinle kitabının sonundaki sunuş yazısında yazarlık serüveninin nasıl başladığından bahsederken okuyup not almış, ama burada özellikle bahsi geçen Büyük Defter‘in de dahil olduğu üçlemeyi okumayı yıllardır ertelemiştim, ta ki bu zamana kadar…
Murakami bu sunuş yazısında “Karmaşık, bilgece bir şeyler yazmaya çalışmayı bırak” der, kendisine. “Roman ve edebiyat hakkındaki tüm yerleşik düşüncelerini unutup duygu ve düşüncelerini sana geldiği haliyle kaydet, özgürce, canın nasıl istiyorsa öyle.”
Sonra da, romanını İngilizce yazmaya başlar. Fakat, sadece basit ve kısa cümleler yazabilmektedir. Dil sade olmalıdır, düşünceler anlaşılması kolay bir şekilde ifade edilmelidir, betimlemeler konu dışı
Gazetede yazdıklarımız gerçeklerle tümüyle çelişiyor. Her gün yüzlerce kez “Biz özgürüz” cümlesini basıyoruz, günde yüz kez “Bolluk ve mutluluk içinde yüzüyoruz” cümlesini basıyoruz…
…neden bu kadar yalan bastığımızı sorduğumda, "Sakın soru sorma" diyor. "İşini yap, başka şeyle uğraşma."