Sende bir şey var, öyle bir şey var ki hiçbirinde rast gelmiyorum. Öyle bir şey ki işte bütün endişelerim senin yanında mahvoluyor. Ruhuma bir şifa, bir sükun geliyor. Dudaklarını gözlerime dokundurduğun zaman bütün canımın koşa koşa gelip toplandığını, orada sana karşılaşmaktan mesut olarak kaldığını hissediyorum.
Denizde Orhan Ata Rüzgârı uğulduyor, Mılgın Aka Dalgaları yuvarlanıyor, pırıl pırıl gökkubbenin bir ucunda, Emrayin Yıldızı ışıl ışıl parlıyordu.
...Bir gün daha doğuyordu...
Ne büyük bir felaketti gönlün hiç yaşlanmaması! Çünkü, gönül yaşlanmayınca, düşleri, düşünceleri de değişmiyordu. Ve insan ancak rüyada, düşüncelerde hür ve ölümsüzdü. Düşleriyle o, gökyüzüne çıkıyor, denizlerin dibine inebiliyordu.