Kitabın yorumuna geçmeden önce söylemeden geçemeyeceğim noktalar olacak, konu kütüphane ve kitaplar olunca , birkaç kelam etmek hasıl oldu. Baş karakterimiz Ahmet Arslan ya da Mehmet Arslan mı demeliyiz acaba, emekli olduktan sonra İstanbul'dan, şehir hayatından, insanlardan uzakta daha önce de geldiği sahil kasabasında Podima köyünde iki katlı bir evin satılık olduğunu hem de ucuza verildiğini duyunca hemen almış . Baş karakterimiz Ahmet Arslan ya da ? diyor ki:
" Önceki sahibinin amacı da benim gibi yalnız kalmakmış. Adam, durmadan okuyup yazan ama ancak kendi parasıyla bir hikâye kitabı bastırabilmiş, iyi niyetli, kalbi kırık bir yazarmış. Üzerinde, acemice çizilmiş mavi bir deniz kızının yer aldığı 'Hayallerim ve Ben'
adlı kitaptan yüzlercesi bir köşeye yığılmış olduğu için durumu anlamam kolay olmuştu elbette. Hayalleriyle baş başa kalan yazar, evin her duvarına kitaplık yaptırmış, her köşeye kitaplar doldurmuş, bu binlerce kitaba gömülüp ölene kadar evden pek fazla çıkmamış. Köhne yapıya ilk girdiğimde yoğun bir eski kitap kokusuyla karşılaşmıştım. Bu da evi hemen alma kararımı kesinleştirmişti, çünkü benim niyetim de kalan ömrümü okuyarak, yazarak geçirmekti. Kısıtlı ekonomik gücüme rağmen kitaplıkları daha düzenli hale koymuştum.
Evin içi, metal kitaplık raflarıyla bölünmüştü. Bu metal raflar, kapısı olmayan odacıklar oluşturuyordu. Odaların hepsi, son derece düzgün sınıflandırılmış ve dizilmiş kitaplarla doluydu. Hemen hemen hepsi edebiyat yapıtı olan bu kitaplar, ayrı ayrı odalara, temalarına göre yerleştirilmişti. Her birinin girişinde temayı belirten, mimari kalemle yazdığım güzel bir kart asılıydı. Mesela: İntikam Odası ,Kıskançlık Odası, Aşk Odası, Cinsellik Odası, Savaş Odası, İntihar Odası,Cinayet odası .
Bu odalardaki yapıtlar, binlerce