Esinti

Esinti
@Esintiedebiyat
Alimle sohbet etmek lal-ü mercan incidir Nadanla sohbet etmek daima kalp incitir. #261966524 #272903437
10/10
·334 syf.··
Beğendi
·
2024 93. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2024 22:01
Saramago beklentilerin aksine basit ama harika bir anlatımla insanın içinde derinlere inmeyi başarmış. Roman, okuyucuyu hem fiziksel hem de metaforik bir mağarada geçen bir yolculuğa çıkarır. Saramago'nun kullandığı uzun cümleler, betimlemeler ve diyaloglar, okuyucuyu düşünmeye ve içsel bir yolculuğa çıkarmaya teşvik eder. Yazarın şahsına münhasır olan yazım tekniği; kullanılmayan konuşma çizgileri, kullanılmayan paragraflar, sadce nokta ve virgülün kullanılmasının, kitabın akışında dikkatinizi bir an bile dağıtmadan okumamızı sağlayan bir özellik olduğunu düşünüyorum. Yazar kitapta günümüzde de düşünülmesi gereken tüketim çılgınlığını bu hikaye üzerinden okuyucuya sunmuş. Tüketimin ve kapitalizmin sembolü olarak Merkezi, üretimin sembolü olarak çömlekçi Algor'u ve ailesini konu almış. Kentlerde giderek yayılan dev alışveriş merkezlerinin ve yaşam sitelerinin hayatımızda yarattığı değişiklikler üzerine bir roman, Mağara. Günümüz dünyasının yükselen trendleri olan tüketim ve steril yaşam mekânlarının sembolü bir "Merkez"le, basit, geleneksel ama hakiki duygularla dolu üretken yaşamın sembolü yaşlı bir çömlekçiyi karşı karşıya getirir Saramago, basit bir durumu hayranlık uyandıran felsefi bir alegoriye dönüştürüyor: Sıcak masalsı anlatısı ve sempatik karakterleri, devasa reklam kampanyalarıyla birer harikalar diyarı olarak sunulan yaşam projelerinin insan ruhunun Platon'un mağarasından öteye geçemeyeceğini gösteriyor. Mağara kitabındaki metafor ve alegorileri daha iyi anlayabilmek için Platon (Eflatun) Devlet kitabındaki özellikle de yedinci bölümün okumanızı öneririm. Zaten bazı kitaplar diğer bir kitabın tamamlayıcısı değil midir? Alıntı: "Çünkü tepemizdeki bulutlar ne kadar kara olursa olsun, onların üstündeki gökyüzü hep masmavidir." Platon (Eflatun) Devlet
1000Kitap
MağaraJosé Saramago · Kırmızı Kedi · 2022146 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2024 66. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 08:02
Biz, iki doğrunun kesişmesi gibi bir noktada bir anlığına buluştuk ... Hepimiz öyle ya da böyle maske takarak yaşıyoruz. Bu vahşi dünyada maske takmadan yaşanamaz çünkü. Kötü ruhların maskesinin altında meleklerin gerçek yüzü, meleklerin maskesinin altında kötü ruhların gerçek yüzü vardır. Sadece biri olması mümkün değildir. İyi ki tanışmışım kalemiyle dediğim yazarlardan Haruki Murakami. İlk olarak 1Q84 ile tanıdım kendisini , kitabı tek kitap olarak değil de üç kitap olarak okudum, totalde 1440 sayfa gibi bir sayıya tekabül ediyor. Ama o kadar inanılmaz bir kurgusu, akıcılığı ,dil ve üslubu var ki 1Q84 'te ,kitaba başlangıç yapıyorsunuz bir de bitirdiğinizde kendinize geliyorsunuz, bu denli muhteşem bir kitaptı, yanlış hatırlamıyorsam 5 günlük bir zaman zarfında bitirmiştim. Aldı götürdü beni. İnanılmaz sürükleyici idi. Kesinlikle ve kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Haruki Murakami okurlarında genel kanı yazarın kitaplarını okumaya başlarken genelde İmkansızın Şarkısı ile başlayalım tarzında . Evet , İmkansızın Şarkısı da gayet güzel bir kitap , okunulası da ,kurgusu ve olay akışı sürükleyici ama kesinlikle bir 1Q84 kadar değil. Daha sonra ise Kumandanı Öldürmek kitabı geliyor nezdimde, onu da beğendim, dediğim gibi yarattığı kurgu, seçtiği konu ve olay akışıyla insanı alıp götürüyor. Dediğim bu iki kitap da kallavi tarzında kalın kitaplar, ilki yani 1Q84 1440 sayfa , öteki 848 sayfalık kitaplar. Bu kitabı da 4 günlük bir zaman zarfında bitirmiştim. Elinize alıyorsunuz ve kurgunun , olayın akışına kendinizi o kadar kaptırıyorsunuz ki kitabın bittiğini anlamıyorsunuz bile. Diğer bir kitabı Sahilde Kafka da aynı şekilde muhteşem bir yapıt idi. Oluşturduğu kurgu ve konular kesinlikle birbirinin benzeri değil , hepsinin kendine özgü yanları var. Okunmasının bir
Edebiyat
Birinci Tekil ŞahısHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20251,348 okunma
Bitip tükeneceği yok sevinçlerinin...
10/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2024 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2024 15:17
Türk Edebiyatının Köy Enstitülü en başarılı yazarlarından biri olan Fakir Baykurt. Biz genelde yazarımızı Irazca üçlemesi (Yılanların Öcü, Irazca'nın Dirliği, Kara Ahmet Destanı) ile biliyoruz. Onuncu Köy, sosyalist bir ideolojiye sahip yazar için otobiyografik izler taşımaktadır, buna uygun bir şekilde yazarın doğduğu Burdur, mekansal öge olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendisi de öğretmen olan Fakir Baykurt bu romanını sosyal gerçekçilik anlayışı ile yazmış olup henüz o yıllarda kapatılmış olan Köy Enstitüleri mezunu öğretmenlerin horlanması sorununu da içermektedir. Durana' nın kızı Asiye'yi okula göndermek istememesiyle başlayan roman, bir köy öğretmeninin mevcut zihniyeti değiştirme konusundaki mücadelesini konu almaktadır. Bu konudaki asıl sorun, karma eğitim anlayışıdır Durana' ya göre . Gerçekten Durana oğlunu okula göndermesine rağmen kızını okula göndermeye yanaşmaz; böylece esas karşı olduğu konu eğitim değil, karma eğitim olarak karşımıza çıkar. Romanda eğitim sorunlarının yanı sıra, yozlaşmış düzen, rüşvet, yolsuzluk gibi birçok sosyal ve politik sorun romanda ele alınmaktadır. Romanın baş kahramanı olan öğretmen, yalnızca okuma-yazma öğretmenin ötesinde, köyü eğitme gibi bir misyona da sahiptir. Bu da dönemin Köy Enstitüsü öğretmenlerinin genel bir özelliği olarak görülmektedir. Köy enstitüsü mezunu öğretmenlerin görevi sadece çocukları eğitmek değil: Öğretmenler, köylülere hem örgün eğitim verecek, okuma yazma ve temel bilgileri kazandıracak hem de modern ve ilmi tarım tekniklerini öğretecekti. Öğretmenler gittiği yörelerde bilinmeyen tarım türlerini de köylülere öğretecekti. Kitaba deftere dayalı öğretim yerine iş için, iş içinde eğitim ilkesi tatbik ediliyordu. Romanda ayrıca hükûmetin öğretmene karşı tavırları, Demokrat Parti Döneminin Köy Enstitüsü
Edebiyat
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,547 okunma
İmkansız, sadece onu kabullendiğimizde var olur...
10/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2024 51. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2024 15:34
Bu kitabı okudum ve hayatım büyük ölçüde değişti, gibi büyük cümleler kurmayacağım tabi ki. Hayatım değil belki ama olaylara bakış açım değişti, farklı perspektiften bakabilmeyi öğrendim ve de aslında öğrenmeye çalışıyorum . Özellikle insanlar üzerinde yapılan deneyler, araştırmalar , ( bu deneyler tehlikeli mahiyette değil tabi ki, insanlar kobay olarak da kullanılmıyor hak verirsiniz ki), sunulan başarı öyküleri üzerimde derin etkiler bıraktı. Evrendeki her şeyin bir titreşimi var ve benzer titreşimler daima birbirini çekiyor. Söylediğin her söz hatta zihninden geçen her düşünce bir titreşim yayıyor ve bu titreşimler aynı frekansta olan benzerlerini sana doğru çekiyor ve bunu yaparken senin yaymakta olduğun o titreşimlerin olumlu ya da olumsuz olduğuyla da ilgilenmiyor. Onun doğrusu yanlışı, iyisi kötüsü yok, sen söyleyerek , düşünerek bir komut gönderiyorsun , o da sana bu komutun sonuçlarını getiriyor. Bu kitapta bu konu tüm detaylarıyla ve basit bir şekilde anlatılıyor. Bu sadece akademik anlamda bir başarı olmak zorunda değil, duygusal etkileşimler- farkında olmadan ya da sadece yoğun olarak aklından geçirerek duygusal olarak birbirini çekişler , sağlıksal sıkıntıların tıbbi olmayan mucizevi çözümleri gibi bir çok yönden rezonans alanı oluşturup etkileşime girip çözümünü hedefliyor. Hani her zaman çözüm mü var ,tabi ki hayır, bazen zihinsel olarak rahatlamak, sorunu sorun olarak görmek ,onun var olduğunu kabullenmek ,onu çözebileceğine olan inancı içimizde hissetmemiz de sorunu nihayetlendirmek için bu yolda bir başlangıç . Çok üzücüdür ki insanın hayatını değiştirememesinin asıl sebebi başaramayacağına kesin olarak inanmış olmasıdır, zira hayatımızın senaryosunu inançlarımız yazar. Bu nedenledir ki , klişedir ama, inanmak başarmanın yarısıdır. İnanmak
Edebiyat
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202526bin okunma
Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi.
Puan vermedi·330 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2024 10:29
Kitabın yorumuna geçmeden önce söylemeden geçemeyeceğim noktalar olacak, konu kütüphane ve kitaplar olunca , birkaç kelam etmek hasıl oldu. Baş karakterimiz Ahmet Arslan ya da Mehmet Arslan mı demeliyiz acaba, emekli olduktan sonra İstanbul'dan, şehir hayatından, insanlardan uzakta daha önce de geldiği sahil kasabasında Podima köyünde iki katlı bir evin satılık olduğunu hem de ucuza verildiğini duyunca hemen almış . Baş karakterimiz Ahmet Arslan ya da ? diyor ki: " Önceki sahibinin amacı da benim gibi yalnız kalmakmış. Adam, durmadan okuyup yazan ama ancak kendi parasıyla bir hikâye kitabı bastırabilmiş, iyi niyetli, kalbi kırık bir yazarmış. Üzerinde, acemice çizilmiş mavi bir deniz kızının yer aldığı 'Hayallerim ve Ben' adlı kitaptan yüzlercesi bir köşeye yığılmış olduğu için durumu anlamam kolay olmuştu elbette. Hayalleriyle baş başa kalan yazar, evin her duvarına kitaplık yaptırmış, her köşeye kitaplar doldurmuş, bu binlerce kitaba gömülüp ölene kadar evden pek fazla çıkmamış. Köhne yapıya ilk girdiğimde yoğun bir eski kitap kokusuyla karşılaşmıştım. Bu da evi hemen alma kararımı kesinleştirmişti, çünkü benim niyetim de kalan ömrümü okuyarak, yazarak geçirmekti. Kısıtlı ekonomik gücüme rağmen kitaplıkları daha düzenli hale koymuştum. Evin içi, metal kitaplık raflarıyla bölünmüştü. Bu metal raflar, kapısı olmayan odacıklar oluşturuyordu. Odaların hepsi, son derece düzgün sınıflandırılmış ve dizilmiş kitaplarla doluydu. Hemen hemen hepsi edebiyat yapıtı olan bu kitaplar, ayrı ayrı odalara, temalarına göre yerleştirilmişti. Her birinin girişinde temayı belirten, mimari kalemle yazdığım güzel bir kart asılıydı. Mesela: İntikam Odası ,Kıskançlık Odası, Aşk Odası, Cinsellik Odası, Savaş Odası, İntihar Odası,Cinayet odası . Bu odalardaki yapıtlar, binlerce
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,7bin okunma