Hayat böyleydi işte! Ne kadar boş, ne kadar kısaydı… Sadece hayattakilerin canı acırdı. Öldükten sonra acı duyulmazdı. Ölmek, uyumak demekti. Durmak, istirahat etmekti. O halde neden ölmeye razı olmuyordu?
Seni düşünen birisi nasıl aklını yerinde tutabilir ki? Bu söylediğim sana biraz abartı gelebilir, peki Müzeyyen söylesene bana sen hiç sensiz kaldın mı? Seni düşünecek kadar sensiz kaldın mı?
Nora neredeyse bütün hayatı boyunca böyle hissetmişti. Her şeyin ortasında. Hangi yöne gideceğini bilemeden çabalamış, çırpınmış, yalnızca ayakta kalmaya çalışmıştı. Pişmanlık duymadan hangi yolda devam edeceğini bilememişti.
Erkek tahakkümü görmeden, tabii olarak büyüdüm. Mektepte kız arkadaşlarımın miskinliği, emelleri beni daima tiksindirirdi. Hiçbir şeyi, kendimi erkeklere beğendirmek için öğrenmedim. Hiçbir zaman erkeklerin önünde kızarmadım ve onlardan bir iltifat beklemedim.