E.

E.

E.

, bir kitap okudu
7/10
·296 syf.·
3 günde okudu
·
2020 43. kitabı
Çağrı Mert Bakırcı
9.2/10 · 1.595 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Son olarak bir soru daha: Neden parlak renkler, büyük boynuzlar, ışıltılı bir cilt? Bunun da arkasında yatan sebep çok basittir: Görsel veri aktarımı, önünde bazı engeller olmakla birlikte (karanlıkta yapılamaması gibi) bilinen en hızlı bilgi aktarımlarından biridir. Dolayısıyla karşı cinsiyete bir bilgi verilecekse, bunun görsel yolla yapılması en kolayıdır. İşte eğer ki seçilen taraf erkeklerse, dişilere “Ben sağlıklıyım, ben güçlüyüm!” demelerinin en kolay yolu, parlak renklere sahip olmaları, büyük boynuzlar veya yapılar evrimleştirmeleridir. Çünkü parlak renkleri sağlayan, bazı pigmentler ve proteinlerdir. Bunların üretimi ise, DNA sayesinde, yani genetik materyal aracılığı ile olmaktadır. Dolayısıyla, parlak renklerin görülmesi, genler hakkında doğrudan ve tam bilgiler vermese de, dolaylı ve büyük ölçekte isabetli bilgiler edinilmesini sağlar. Yani parlak renkleri, güçlü boynuzları bir noktada seçmeye başlayan bireyler, avantajlı konuma geçecek ve daha başarılı yavrular üretebileceklerdir.
Bilim
Peki dişiler veya erkekler, bu tercihleri nasıl yapıyor?Bir dişi, bir erkeğe bakıp, “Hmm, ne kadar da güzel,parlak tüyleri var, en iyisi bununla çiftleşeyim!” mi diyor? Elbette ki hayır, bunu algı düzeyi en yüksek hayvan olan insan türü bile yapmıyor. Karşı cinsiyetten birini gördüğümüz anda, herhangi bir bilinçli değerlendirme yapmadan etkilenebiliyoruz ya da etkilenmiyoruz. Bu, tamamen bilinçaltımızdaki süreçlerle, otomatik olarak gerçekleşiyor. Dolayısıyla burada, genetik yapımızın bize kazandırdığı eğilimleri analiz etmek gerekiyor. Bir tercih yaparken, her ne kadar büyük oranda ömrümüz içerisinde edindiğimiz deneyimlerden yola çıkarak bu tercihleri yapıyor olsak da, bunların bilinçaltı analizinde genlerimizin büyük bir önemi bulunuyor. Genlerimiz, beynimizde sürecek olan biyokimyasal aktivitenin tipini, diğer bireylerden olan farklılıklarını ve yöntemlerini belirliyor. İşte bu genler, ebeveynlerimizden aldığımız genler olduğu için, ister istemez onların tercihlerine belirli oranda yön veren bu yapılar, bizlere de geçiyor. Bu sayede, evrimsel süreçte en isabetli tercihleri yapabilen bireylerin yavruları da, bu şekilde başarılı tercihler yapmaya meyilli olabiliyor. Bu sadece insan türünde değil, her türünde bu şekilde bulunuyor. Bu nokta size garip gelebilir, çünkü tercihlerinizi bilinçli olarak yaptığınızı, genlerinizin bunda az etkili olacağını düşünebilirsiniz. İnsan türü olarak bizlerin de eğilimlerini, büyük oranda genlerin etkilediğini söyleyebilirim. Elbette bizler, zeki türler olarak neden-sonuç ilişkileri kurmakta daha becerikliyiz; bu sebeple de genlerimizin tercihlerimiz üzerindeki etkisi çok daha kısıtlı. Ancak zekâ düzeyi daha düşük canlılara gidildikçe, yapılan tercihlerin genlerden çok daha fazla etkilendiğini görmek mümkündür.
Bilim
İlk olarak doğada sadece türler arasında değil, türler “içerisinde” de çeşitlilik vardır. Tıpkı bir insan bebeğinin, anne babasından farklı özellikler taşıması; ancak onu andırıyor olması gibi, doğadaki hemen hemen bütün canlılarda bu şekilde bir varyasyon (çeşitlilik) oluşmaktadır. Bu çeşitlilik, canlıdan canlıya değişmekle birlikte, sayısız özelliği etkileyebilir: boy, ağırlık, uzunluk, genişlik, saç rengi, saç teli kalınlığı, kıllılık, göz rengi, yaprak genişliği, belli bir hormonu üretebilme miktarı, kas gelişimi, sinirsel bağlantıların tipi, köklerin sağlamlığı, köklerin saçaklık oranı, besin depolama kapasitesi, çiçek geliştirme kapasitesi, yaprak sayısı ve belki katrilyonlarca başka değişken… Hepsi, bu genetik çeşitlilikten etkilenmektedir. Canlılar, bu çeşitlilik içerisinden evrimsel süreçte edindikleri yetenekler ve bağlı bulundukları evrimsel zorunluluklardan ötürü bazı seçimler yapabilirler. Bu seçimler, türlerin evrimsel değişimiyle sonuçlanır.
Bilim
“Hep ‘Neden’ diye sorun arkadaşlar. Etrafınızda bir şeylerin olup bittiğini bilirsiniz ve her birine açıklamanız olduğunu sanırsınız. Ancak ‘Neden’ diye bir sormaya başlasanız, neredeyse hiçbir şey bilmediğinizi göreceksiniz. Ancak bu sorulara cevap vermeyi başarabilirseniz, işte o zaman bilimden, düşünmekten heyecan duyduğunuzu, keyif aldığınızı hissedeceksiniz. Daha önemlisi, var olduğunuzu hissedeceksiniz!”
Bilim