Esma dirikoç özdemir

Esma dirikoç özdemir
@Esmdrkc
Öğretmen
Yüksek lisans
Diyarbakır
17 okur puanı
Ağustos 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·80 syf.··
2026 4. kitabı
İncecik ve dili hiç ağır değil,çok akıcı bi kitap. Öncelikle savaş fobisi olan biri olarak savaşın ağırlığını ve ödettiği bedelleri bi daha gördük kitapta,kadınlar, ihtiyarlar ve hatta çocuklar buğday taşırken çektikleri sıkıntıların anlatıldığı satırlar beni çok etkiledi eğer savaş olmasaydı, bunlara böyle ağır yükleri taşıtırlar mıydı?" Ve tabiki danyar'ın sakat ayağıyla o koca çuvalı taşıdığı sahne. sanki filmini izlemişim gibi gözlerimin önünde canlandı ve içim sızlayarak okudum o satırları. Bi erkek olmanın gururu sevdiği kadının önünde küçük düşmeme çabası üstelik eksik hissetmesin yüküydü danyar'ın taşıdığı yük. Savaşta sakat bir erkek olmanın, kocası cephede olan güzel bi kadına aşık olmanın, daha çocukken yalnız bırakılmış, sevgi ve ilgiden mahrum büyümüş olmanın ve koca dünyada yapayalnız olmanın da yüküydü. Bu kadar ağır bi yükü yine de gık demeden taşıdı danyar. işin ahlaki boyutuna girmeden danyar ile cemile arasındaki aşkın sahiciliğine odaklanmak istiyorum. danyar'ı en başta herkes gibi cemile de ciddiye almadı, hatta yer yer alay etti onunla. ne zaman ki danyar, tüm kalbi, ruhu, benliği ve zerreleriyle hissederek türküler söyledi, o zaman aşık oldu cemile ona. danyar ise en ta en baştan aşıktı cemile'ye ama hiçbir şey yapmıyordu aşkı için. ne zaman ki o türküleri söyledi o zaman aşkları başladı. Saf sahici bir aşk. Fiziksel güdülerden arınmış. Cemile’nin etrafındaki erkeklerin ona sunduğu ilgiden çok farklı bir boyutta. O yüzden peşinden gitmeye karar verdi çünkü böylesi insanın başına bir defa ya gelir, ya da gelmez. Yine de işin ahlaki boyutunu sorgulamak isteyen ahlak bekçisi okurlar için kitabın sonunda sadık 'ın ağzından duyarız cemile'ye verdiği kıymeti: "altın saçlı kadın bile en aşağı bir erkekten daha aşağıdır." Ayrıca sevgisiz kalmış bir
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·440 syf.··
2026 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 14:44
Hızlı, sade ve rahat okunan bi kitaptı. Üç kuşak birlikte yaşayan kadınlardan en son jenerasyon Şehnaz’ın hayatı, annesinin uyurgezerliği gibi görünen durumun ardındaki aile sırrını ortaya çıkmasıyla sarsılıyor. Aile travması ve kuşak aktarımı, anneden kıza geçen duygular, nefretler, bağımlılıklar Şehnazın hayatında gölge gibi peşindeyken “Annem annesinden nefret etti, ben de annemden mi?” sorusu aile ilişkilerini kafasında hep asılı bırakıyo. Romanda Şehnazın aşk hikâyesi de klasik değil. Üniversitedeki hocasının sevgilisi olarak ömrünü ona adaması daha çok kaybolma ve kendini yok saymasını aslında onun iç boşluğunu doldurma çabası olarak gördüm. Yani aşk burada olması gerektiği gibi iyileştiren değil, onu çok hırpalayan ve daha da yaralayan bir şey. Bu aşk üçgeni hatta zaman zaman dörtgen bile olurken E nin karısı Eyşan‘ın da yüzeysel kaldığını düşünüyordum. Bu kadar güçlü bir karakterin ikinci kadına sessiz kalması kafamdaki imajı tamamlamıyo bu durum biraz okuyucuya bırakılıyo. Eyşanın aksine Şehnazın ikinci kadın olması annesiyle sağlıklı bir bağ kuramaması babasının bebekken kaybı gibi içinde hep bir eksiklik hissiyle açıklanabilir. Bu boşluğu da aşkla doldurmaya çalışıyor. Ama bu aşk iyileştirmiyor aksine onu daha da kırılgan yapıyor. Şehnaz da sevdiği için bağlı değil, bağlandığı için seviyor E yi bence. Bu yüzden kopamıyor. Yazarın “insan kendine ne kadar değer veriyorsa, o kadar sevilir.” sözü de tasdikliyor. Şehnaz kendini ikinci plana koyduğu için hayat da onu ikinci plana koyuyor Şehnaz’ın annesi de kendi hayatında eksik ve kırgın bir kadın ve Şehnaz farkında olmadan aynı kaderi tekrar ediyor. Bu tam olarak kitabın da ana fikri.Yaşanmamış, çözülmemiş ne varsa tekrar eder. Şehnaz’ın hayatındaki sorunlar bu kadar da değil. Unutamama hali onun günlük hayat
Edebiyat
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20266,9bin okunma
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
20 li yaşlarımda okumuştum Masumiyet müzesini ve Kemal’in aşkı çok gerçekti çok romantik. Füsun’u sevmekten çok, Füsun’la yaşadığı anları sevmeye başlaması Kemalin bu büyük aşkı yaşaması her ne kadar kavuşamasada hayatını o aşkın içine hapsetmesi aşırı erkilemişti beni ve bu roman en sevdiğim romanlarda zirvemi oluşturmuştu. Kemal’in aşkı bencil değil, sahip olmak için değildi. Sadece onun yanında olabilmek için sevmesi çok hoşuma gitmişti. Belki de o yüzden bana romantik geliyodu. Acaba aşkı mı yoksa kendi içindeki o tutkulu versiyonunu mu istiyordu bilmiyorum ama bir kadının unutulmayacak kadar sevilmesi fikri hoş geliyor insana… Ama bu yaşımda insanın romantizm anlayışı değişiyor demek ki. Diziyi izleyince bi aşkın içinde saplantılı bir şekilde takılı kalmak hem Kemal hem Füsun açısından da hoşuma gitmiyor. Kemal’in takıntılı aşkının içinde sıkışıp kalmış bir kadın Füsun, hayatı hayal kırıklığı, kaybedişlerle dolu, hayatının en parlak döneminde, bir erkeğin bekleme odasına dönüşüyor. Bir kadının potansiyelinin bir erkeğin kararsızlığı içinde erimesini bu aklımla bu yaşımda kabul edemiyorum. Hayatı bekleyerek, ertelenerek, yarım kalmış bir ihtimal gibi geçiyor. Ateşe atlamak ilk anda tutku gibi gelebilir ama uzun vadede küle dönmek demektir. 20lerde takıntıyla sevilmek romantik ama 40larda net ve güvenli sevgi daha değerli. Aşk için yanmak mı yoksa yanmadan ısınabileceğimiz biri mi! Romanı okurken hep o aşka odaklanırken dizi de Sibel markajıma girdi. Seviyorsan savaşmak istersin. Ama sürekli eksik hissetmek de istemezsin. Kemal aşkı yaşadı ama hayatı kaçırdı. Sibel aşkı kaybetti ama hayatı kazandı çünkü önüne baktı takılı kalmadı. Kendimi ona belki bu yüzden yakın hissettim. Çünkü çok sessiz bir güç bu. Dram yapmadan, bağırmadan, intikam almadan… sadece yürüyüp
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2024 10. kitabı
“Ben her zaman acının miras alındığına inandım” diyor Şafak. “Bu belki bilimsel bir şey değil ama aile içinde kolayca konuşamadığımız kimi şeyler, bir nesilden diğerine konuşulmadan aktarılıyor. Göçmen ailelerde, yaşlı nesil genellikle gençleri geçmiş acılardan korumak ister, bu yüzden fazla bir şey söylememeyi tercih ederler; ikinci nesil ise uyum sağlamakla ve yeni ülkenin bir parçası olmakla fazlasıyla meşgul olduklarından onların da bir şey araştıracak halleri olmaz. Yani hafızanın derinlerine kazı yapmak üçüncü nesle kalır. Hafızaları ebeveynlerininkinden daha eskilere uzanan birçok üçüncü nesil göçmenle tanıştım. Anneleri ve babaları onlara ‘Sizin memleketiniz burası, unutun artık bütün onları’ diyor. Ama onlar için kimlik önemli.” Kitap çıktığında Elif şafağın bu röportajındaki ilk cümle beni çok etkilemişti. Farklı zamanlarda benzer şeyler hep hissetmişimdir. Ben de köklerimiz izin verdiği kadar uzaklaşabilen ve aksi için savaşmış bir birey olarak hikaye beni o kadar etkilediki. Şafağın her zamanki yalın ama bi o kadar da şiirsel anlatımında dokunaklı bir hikaye. İnsanlık tarihine baktığımızda yüzümüzü kızartan ve içimizi sızlatan ne kadar çok olay var aslında. Bir tanesi de yanı başımızdaki Kıbrıs da. Adanın ikiye bölünmeden önceki dönemde başlayan aşk hikayesi adanın ikiye bölünmesiyle ordan oraya savrulan Defne ve Kostas ın yine birbirlerini bulmasını ve tüm olan bitene şahitlik eden bir incir ağacının anılarının anlatıldığı kitap elimden düşmedi. Milliyet, aidiyet, insanlık, sevgi gibi kavramların içimizdeki savaşı hiç bitmez sanırım. Tavsiyemdir…
Edebiyat
Kayıp Ağaçlar AdasıElif Şafak · Doğan Kitap · 20233,361 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 9. kitabı
Firdevs küçücük yaşta acıların en büyükleri ile tanışır. Önce annesini, sonra babasını kaybeder ve amcasıyla yaşamaya başlar. Sonrasındaysa ailesi, akrabaları, çevresi kısacası toplum tarafından sıfır noktadına itilir. Ve en sonunda da hapishaneden seslenir bize. Bir anne bir eş bir kız kardeş yani bir kadınsanız özellikle bu hikayeyi okuyun. Erkeklerin bastırılmış toplumlarda kadınları asla insan olarak göremediklerini hep karşılarında bir kadın gördüklerini görün. Kadınların hem ev hem iş hayatında hep negatif ayrımcılığa maruz kaldığını görün. Ve insanları ötekileştirmeden ve yargılamadan önce o noktaya nasıl geldiğini bi düşünün. Çok sevdiğim bir arkadaşımın yeni yıl hediyesi olan ve bi solukta okuduğum yürek burkan bir hikayeydi.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma