İncecik ve dili hiç ağır değil,çok akıcı bi kitap. Öncelikle savaş fobisi olan biri olarak savaşın ağırlığını ve ödettiği bedelleri bi daha gördük kitapta,kadınlar, ihtiyarlar ve hatta çocuklar buğday taşırken çektikleri sıkıntıların anlatıldığı satırlar beni çok etkiledi eğer savaş olmasaydı, bunlara böyle ağır yükleri taşıtırlar mıydı?"
Ve tabiki danyar'ın sakat ayağıyla o koca çuvalı taşıdığı sahne. sanki filmini izlemişim gibi gözlerimin önünde canlandı ve içim sızlayarak okudum o satırları. Bi erkek olmanın gururu sevdiği kadının önünde küçük düşmeme çabası üstelik eksik hissetmesin yüküydü danyar'ın taşıdığı yük. Savaşta sakat bir erkek olmanın, kocası cephede olan güzel bi kadına aşık olmanın, daha çocukken yalnız bırakılmış, sevgi ve ilgiden mahrum büyümüş olmanın ve koca dünyada yapayalnız olmanın da yüküydü. Bu kadar ağır bi yükü yine de gık demeden taşıdı danyar. işin ahlaki boyutuna girmeden danyar ile cemile arasındaki aşkın sahiciliğine odaklanmak istiyorum. danyar'ı en başta herkes gibi cemile de ciddiye almadı, hatta yer yer alay etti onunla. ne zaman ki danyar, tüm kalbi, ruhu, benliği ve zerreleriyle hissederek türküler söyledi, o zaman aşık oldu cemile ona. danyar ise en ta en baştan aşıktı cemile'ye ama hiçbir şey yapmıyordu aşkı için. ne zaman ki o türküleri söyledi o zaman aşkları başladı. Saf sahici bir aşk. Fiziksel güdülerden arınmış. Cemile’nin etrafındaki erkeklerin ona sunduğu ilgiden çok farklı bir boyutta. O yüzden peşinden gitmeye karar verdi çünkü böylesi insanın başına bir defa ya gelir, ya da gelmez. Yine de işin ahlaki boyutunu sorgulamak isteyen ahlak bekçisi okurlar için kitabın sonunda sadık 'ın ağzından duyarız cemile'ye verdiği kıymeti: "altın saçlı kadın bile en aşağı bir erkekten daha aşağıdır."
Ayrıca sevgisiz kalmış bir