Bibliyoman: Kitap Hastası
Şose: Genellikle taş kırıkları üzerine kum dökülerek yapılan karayolu.
Maşeral fevzi çakmak: Türkiye'nin Mustafa Kemal Atatürk'ten sonraki ikinci ve son mareşali. İlk Millî Savunma Bakanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Cumhuriyet dönemindeki ilk genelkurmay başkanı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun 3 Şubat 1920 ile 5 Nisan 1920 tarihleri arasındaki Harbiye Nazırı’dır.
DDT: DDT (dikloro difenil trikloroetan), çok zehirli ve inatçı bir böcek öldürücüdür. Kolayca vücut dokusundaki yağlarda çözülür ve gıda zincirinde birikmeye başlar. 1939 yılında keşfedilen DDT, dünyada en yaygın biçimde kullanılan böcek ilacıydı. Balıklar ve kuşlar için çok öldürücü olduğu anlaşıldı
Bahusus: Özellikle
Marabanın başı: Toprak sâhibi olmayan, arâziyi ürünün bir kısmı karşılığında ekip biçen, işleyen kimse, yarıcı. Mesleği sâdece çiftçilik olan varlıksız kimse.
Deşt : çöl
Miracle: Mucize
Fragile: kırılgan
Maşaralar:
Şebi yelda:
Kılıç atlayıp yemin etmek:
Burada sanki fert yok, sadece cemiyet vardır. Oysa bu dış görünüş bir aldırmadan ibarettir. Taşrada fert cemiyete tahakküm edemez; cemiyet de ferdi alabildiğine ezemez. Herkes ve her şey bir ilahi hudut, bir hiyerarşi, asırların oluşturduğu bir ahenk ve düzen içinde kendine bir yer bulur.
Medeniyetimizi oluşturan manevi dinamiklerin dışa dönük zahiri bir zenginlik ve gösterişi değil; içedönük bir derinlik ve yüceliği hedef aldığını söyleyebiliriz.
Bu bir bakıma zahire nispetle batını kıymetli kılar. İlkeler böyle belirlenince; medeniyet unsurları da bu ilkelerden neşet eden nispetlere, gelişmelere, biçimlere ulaşır.
Mesela evleri ele alalım.
Bu evler sokağa değil, avluya bakar...
...
Evin dış görünüşü sade ve vakurdur. Tezyinat evin içindedir. Oymalar, ahşap bezemeler, göbekli geçmeli tavan süsleri, yüklük ve çiçeklikler hep bu iç güzelliği hedef alır.
- Bizim sevmediğimiz kimse yoktur. Belki gönlümüze biraz serin gelenler vardır.
- Onlara ne dersiniz?
- "Bayım" deriz. Mesela "Olmaz bayım gidemeyiz" gibi.
- Zaman... Saat... Buralarda saat zamanı bölemez hamfendi. Yekpare bir zaman var bu iklimde. Hani Tanpınar ne diyordu:
Otelden gelen genç adam doktorun sözlerini tamamlar:
Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında
Yekpâre geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında