Ölüm, yalnızca bir dış görünüştür; bir şeyin ortadan kalktığını, yok olup gittiğini düşünmemiz de bir aldanıştır. Çünkü, bir şeylerin içindeki öncesiz-sonrasız töz, nasılsa, her zaman öyle kalır. Bireyler silinip gider, yalnızca cinsler yani öncesiz-sonrasız idealar ortadan kalkmaz ve silinip gitmez.
…
zira iyi şeyler yerine kötü şeyleri tercih etmek deliliktir. Sağlıklı olmayan mutlu değildir, kendisi için en iyisi olan şeyler yerine zararlı olan şeylerin peşinde koşan biri de sağlıklı değildir. Dolayısıyla yargısı doğru olan mutludur, her ne olursa olsun, mevcut durumda başına gelen şeylerden memnun olan, kendi koşullarına uyum sağlayam ve yine koşullarının yarattığı her durumda aklın rehberlik ettiği insan mutludur.
…
…
Ve birini sanki onu sevmek için
dünyaya gelmiş gibi yalnızca
hem de çok ve kendinden de çok
ona inanır gibi sevmek ve şöyle demek:
Aşk kendine de inandırırmış insanı meğer!
Yabancı bir ülke gibi özlerken birini,
hiç bilmediğin bir şehirde hiç olmamış birini,
hep olmuş hep varmış gibi sevme isteği,
…
ve birini değil sessizce, teni, ruhu
kendi bile duymadan sevmeyi, ki böylesine
yalnızca bir şiirde rastlanır belki…
Ve en çok yazmak istiyor insan
bini o okusun diye değil ama
birini kimse öyle güzel beklemez diye
göz dolusu özler ve gönül dolusu güler
ve sesime bakıp bakıp da birini
yeniden bulmuş gibi seviyor insan
….