Büyük ağabeyim N.'nin evinde hep bir eksiklik duygusu vardı. Yalnız yaşayıp yaşlanmış bir adamın garip bir düzen içindeki evi. İnsan eşya almayı sevmese de boşluklar zamanla doluyor, sonra bir bakıyor, teslim etmiş kendini, eşyalara. Ağabeyim de farkında olmadan boşlukları doldurdu. 'Mutlu ailenin tarifi üç aşağı beş yukarı aynıdır' derdi, 'ama bir de mutsuz ailelere bak, hiçbiri diğerine benzemez.'
'Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya aşık olmuştur ya terk edilmiştir.' demişti Suzan. Defterler evinde dağ gibi yığılmıştı. Hepsi abimi unutmak için. İçimden yak bunları Suzan demek geçti. Deli deli gülüyordu defterlerini gösterirken. Her birinde birkaç sayfa karalanmış. Ne kısa aşklar. Ağlayacak sandım.