Kadınları korumaktan vazgeçmeniz lazım, onları farklı işler ve farklı uğraşlarla baş başa bırakın; izin verin ki asker olsunlar, denizci olsunlar, otomobil sürsünler, liman işçisi olsunlar... "Kadınlık korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan çıkınca her şey olabilir.
Kavurucu yaz sıcağında herkes denize giderken iktisat notlarının üzerine damlayan terlerini nasıl toplamalı?O sırada çektiğin sıkıntıları,üzüntüleri nerede biriktirmedi?Müze bekçisi ziyaretçileri gezdirirken bütün bunları nasıl anlatabilir?Nasıl aklında tutacak hepsini?Sonra bakalım sesi istediğimiz gibi olacak mı?Ya en önemli dakikayı atlarsa?Ya tam o sırada ziyaretçilerden biri pencereden giren sineğe bakmak isterse?Böyle bir tehlikeyi göze alamayız.Bizim bile kelimelerle ifade edemediğimiz Selimlik,cahil bekçinin ağzında ne biçime girer?
Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak… Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim?.
Daha otuz beşimize basmadan her şeyin bittiğini,işin tamam olduğunu;aşkın,arzunun,ümit ve ihtirasın artık bir daha uyanmamak üzere sönüp gittiğini kendi kendimize itiraf etmek;kendi kendimize,bütün mutluluk ve başarı kapılarının kapandığını söylemek ve gelip burada bir ağaç gibi yavaş yavaş kurumaya mahkum olmak.Böyle mi olacaktı?Böyle mi sanmıştım?Lakin işte böyle oldu ve böyle olması lazımdı.