Esra

Esra
@Esrailekedi
Tıp fakültesi 4/6
43 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Her zaman yabancı insanlar bize dostlarımızdan daha çok sunan, veren kişiler. Öyleyse yaşamımızı neden yalnız yabancılar arasında geçirmiyoruz. Hiçbir beklenti olmadan, hiçbir yük olmadan ya da insanın kendi kendine mutluluk dediği kısa anlardan yoksun. Tüm duyguların en güzeli duygusuzluk, öyle bir duygusuzluk ki, insanın tüm dünyayı ve tüm insanları kucaklayabileceği duygusuzluğun duygusu.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Esra
En buyuk duygu herkese karsi duydugumuz duygular tarzi bir dusuncenin urunu bence. Boyle bir hayatta herkesi kabul ederek olur gibi geliyor. Evrensel kabullenis var olus
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Şimdi anlıyorum ki, üniversiteye gitmenin ve bir eğitim almanın en önemli nedenlerinden biri, tüm hayatınız boyunca doğru olduğuna inandığınız şeylerin doğru olmadığını ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenmekmiş.
Sayfa 78·Kitabı okudu
su toprak isimli okura yanıt verildi
Esra
Sen okudun muu
Bir rüya hayatı ele geçirebilir mi?
Puan vermedi·112 syf.··
2025 4. kitabı
Bu kitabı ilk ortaokul 1 veya 2'de iken okumuştum. Detaylar aklımdan uçup gitse dahi o hissiyat olduğu gibi kalmıştı bende. Sonradan okuduğum kitabın ismini de yazarın ismini de unutup bulamamıştım. Şimdi daha yeni kapağından tanıdım yine okudum. Aynı hissiyat, aynı duygular... Çocukluğuma döndüm. İnsanlar çocuk kitaplarını küçümsese bile sanki içindeki çocuğu besleyen bir gıda gibi çocuk kitapları. Bazen sorumluluklar ağır gelince insan geçmişteki alışkanlıklara dönermiş ya hani. O masum ve güvenli çocukluk zamanlarına. Benim için de çocuk kitapları güvenli bir sığınak. Çocuk bakışını yeniden görebileceğim bir pencere. Cahit Zarifoğlu'nun duygulu adeta zweigvari anlatımını çok seviyorum. Zahmetsiz bir şekilde bunu yapabilmesi okuyucuyu da yormuyor hem. Özetinde de yazdığı gibi 'çocukluğumuzun filmini seyreder gibi' yazılmış soluksuz okutturuyor kendini, hatta izlettiriyor. Yavruları olmayan anne ve baba ağaçkakan üzerinden anlatılıyor kitap. Baba ağaçkakanın gördüğü 'dehşetengiz' rüyayla asıl hikayeye çok güzel temel atılıyor. Ayrıca rüya-gerçek arasında dans ettiriyor bizi Zarifoğlu. Rüyalar biraz gerçektir, gerçekler de biraz rüya. Nihayetinde rüya kısmen gerçekleşiyor ama baba ağaçkakan ve anne ağaçkakanın korktuğu şekilde değil. Yavruları oluyor Upuysal olsun diye adını Upuy koydukları kibarcacık bir yavru. Rüyadaki yavruya hiç mi hiç benzemiyor. Ama o rüyanın etkisiyle hep içlerinde bir korku oluyor anne ve baba ağaçkakanın. Upuy ise adı gibi onların içine su serpiyor her seferinde. Sonunda o kabus da gerçekleşiyor hiç görmedikleri bir kuş tarafından. Ve kuşun yakalanmasıyla kitap bitiyor. Bana kalırsa okuduklarım arasında en etkili kitaplardan biridir Ağaçkakanlar.-Biraz geçmişten gelen duyguların da tesiriyle olacak tabi.- Az kelimeyle çok şey anlatır. Belki
Duygu/Düşünce
AğaçkakanlarCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 2015663 okunma
Esra
Cok guzel yazmissin
Düşlüyorum, öyleyse varım.
Puan vermedi·238 syf.··
2024 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2024 09:48
Kitabı ilk okumaya başladığımda dili ağır gelmişti ve önyargılıydım. Fakat okudukça ne kadar yanıldığımı fark ettim. Okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Her bir karakteri birbirine bağlayarak ve sonrasında onların hikayesini anlatarak öyle güzel işlemiş ki kitabı İhsan Oktay Anar , kitabı bitirmek istemedim. Sonuyla tatmin olduğum nadir kitaplardan. Kitabın ana temasına uygun bir son, daha iyisi olamazdı. Her bölümde daha ne kadar güzel olabilir deyip hayret ettim. Bilimkurgu, tarih, fantastik her şey var bu kitapta. Uzun ihsan efendi, oğlu Bünyamin, Arap ihsan efendi, Vardapet, Alibaz, Kubelik, Zülfiyar, Ebrehe, Hınzıryedi, Gazanfer... Her bir karakter öyle güzel anlatılmış ki, unutulmaz hikayeleri var . En silikleri bile normal bir kitabın ana karakterinden daha akılda kalıcı diyebilirim. Olaylar aslında Bünyamin çevresinde gelişiyor. Sonradan Bünyamin ve diğer tüm karakter ve olayların Uzun İhsan Efendi'nin düşü olduğunu öğreniyoruz tabi. Uzun İhsan Efendi de esasen İhsan Oktay Anar'la özdeşleşmiş bir karakter. Fakat asıl hikaye tüccarın rüyasında gördüğü manzaradan anlaşılıyor . Uyuyan bir adam ve onu pışpışlayarak bir şeyler yazan başka bir adam var. Tüccar sorduğunda da kendisi söylüyor zaten: -"Şu döşekte uyuyan adamı görüyor musun? İşte onu ben düşledim. Bu adam uyuyor ve birtakım düşler görüyor. Ben de onun gördüğü düşleri deftere bir bir yazıyorum." -"Peki düşünde ne görüyor?" -"Seni, diğerlerini ve sizlerin yaşadığınız dünyayı görüyor..." Eminim okurken herkes buna benzer bir sorgulama içine düşmüştür. Yoksa her şey bir rüya mı? Matrix'in yerli hali diyebiliriz kitaba bu açıdan:) Kitapta Ebrehe'nin Boşluk, Kıyamet ve Karşı hareket üzerine konuştuğu bölümde çok zevk aldım gerçekten. Sonsuz hızda zamanın duracağı, dolayısıyla zaman kavramının olmayacağı ve
Duygu/Düşünce
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Esra
Öyle guzel yazmissin ki benim de okuma listeme girdi.