Esra Kepenek

Hâsıl-ı kelâm, ilim, hakikatin toprağa düşürülen tohumudur. İrfan, hakikat ağacının tomurcuklanmasıdır. Hikmetse, filizlenen, yeşeren, tomurcuklanan hakikat ağacının meyveye durması.
Reklam
İnsan bir fikre, bir mezhebe taraftarlıkla karışırsa kendisine söylenen her şeyi doğru kabul eder. Yalanı doğrudan ayıramadığı için de davranışları yalanlarla şekillenir.
Gerçekten insan ne kadar az şeye sahipse, o kadar da az şeye tutkun olur: Yaşasın küçük yoksulluk!
Diyorsunuz ki insan neyin iyi neyin kötü olduğunu kendiliğinden anlayamaz, her şey çevreye bağlıdır, çevreyse insanı kemirip bitirir. "Hepimizin boynunda fazlasıyla günah var".
Kuruntuların seni şeylerin özüne göre değil, görüntüsüne göre karar vermeye zorluyor. Bundan dolayı bir sözü, özü itibarıyla değil, üslubundaki güzellik ya da sahibine dair hüsnüzannınla ölçüyorsun. Sözün ifade ediliş tarzı hoş değilse veya sahibi sana göre hali bozuk biriyse, o söz özünde doğru ve güzel de olsa, reddediyorsun.
Reklam