Allahın funny bi kulu

Allahın funny bi kulu
Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor? Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan beni çağırmaktadır? -İsmet Özel
Şunu bilmek gerekiyor ki Avrupalıların 60'lı ve 80'li yıllarda Türklere iş imkânı sunmak gibi bir dertleri yoktu. Tam tersine onların derdi, Türk işçilerinin alın terleriyle ekonomilerini ayağa kaldırmaktı. Avrupalı asla bir başkasının sırtından yük almaz. Aksine kendi yükünü de başkalarına taşıtmak ister. Yani Batı'nın derdi başkasının sırtından kazanmaktır. II. Dünya Savaşı'nda genç nüfusunun büyük bir kısmını kaybeden Avrupa'nın yükselmesi ancak genç iş gücü ile mümkündü. Genç ve dinamik nüfusu ile Türkiye en büyük adaydı bu duruma. O yüzden Avrupalı refahını Türklerin geleceğinde görüyordu. Bu nedenle Türkleri Duesseldorf Tren İstasyonu'nda çiçeklerle karşıladılar. Trenlerle Avrupa'ya gelen Türk işçileri ağır çalışma koşulları altında Avrupalıya gelecek inşa etti.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Reklam
Avrupa'nın büyük bir bölümü 400 seneden fazla bizim idaremiz altında huzur içinde yaşamıştır. 400 yıldan fazla Avrupa'nın bir kısmını yönetmiş, oralarda kalıcı izler bırakmış, şanlı bir tarihe sahip olan bir milletin kendisine imrenenlere imrenmesi ne kadar acıklıdır! İnsanımızın bu kadar savrulma yaşaması, tarihi sadece 100 yıllık bir zamandan ibaret gibi görüp yüz sene öncesini Türk evladına yeterince anlatamadığımızdan kaynaklanmaktadır.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Evet evet yarın sabahki kahvaltıda sucuklu menemen yemeliyim. Nereden aklıma geldi menemene sucuk bilmiyorum ama güzel geldi. Şimdi işim gücüm yok yarının olmasını bekleyeceğim.
Aynı durum düğün merasimlerinde de gerçekleşiyor. Şehrin kilisesinde onlarca düğüne denk geldim ama sayısı elliyi geçen bir düğün kalabalığı görmedim. Bu kıtanın insanları doğumunda, düğününde, ölümünde de yapayalnız. Burada sevincini de hüznünü de kalbine gömersin. Kimse bir başkasının derdini, sevincini paylaşmaz. Burası Avrupa, yalnızlar kıtası... Fransa'da yerel basın, yayın kuruluşları evlere reklam dolu gazete ve dergiler gönderir. Posta kutumuza gelen bir gazetede bir siyahi Afrikalının fotoğrafı, telefon numaraları ve bir açıklayıcı metin vardı. Türkçeye tercüme ettiğimizde şu anlamlar ortaya çıkıyordu: "Kimsem yok diye üzülmeyin. Dertlerinizi içinize atmayın. Konuşabildiğiniz kadar konuşun, dertlerinizi anlatabildiğiniz kadar anlatın. Ben dertlerinizi sonuna kadar dinleyeceğim." Tabi en altta da bir ücret tarifesi vardı. Burada ücretli dert dinleme sektörü oluşmaya başlamış. Bunu bir psikiyatr gibi düşünmeyin. O başka, bu başka. Bu sadece dert dinliyor. Çözüm sunmuyor. Batı ülkelerinin insanları dertlerini anlatacakları samimi bir dost bulamayınca böyle dert dinleyen insanlara yöneliyorlar. İster istemez bir sektör de oluşmuş. Gurbetçilerimizin söylediğine göre dert dinleyenlerin ortalama kazancı bir memur maaşından fazlaymış.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
-Sen yakışıklısın ama kullanmıyorumsun... Bugün de saçımı düzelttirirken aldık iltifatımızı, hamdolsun.
İnsan ve Duygular
Reklam