Allahın funny bi kulu

Allahın funny bi kulu
Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor? Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan beni çağırmaktadır? -İsmet Özel
Surre Alayı'nın, Üsküdar'da tekrar tertip edilmesi ve hareket noktası tarihi önemi haizdir. Bu mahal İbrahim Ağa Çayın olup, III. Murad devrinde yaşamış olan Babû's-Saâde Ağası İbrahim Ağa'ya aittir. Kabri dahî bu mahalde olup, ayrıca burada müttehid ve mücerred odalar yaptırmıştır. Her sene bu mahalde Surre kalktığı zaman duâ olunur, yolcular dahi bu yerden akrabalarına veda ettikleri için “ayrılık" demekle şöhret bulmuştur. Bu mahalden biraz ötede “Söğütlü Çeşme” denilen mahalte dahi "Aynlık Çeşmesi" denilmektedir. Kara yolu ile Hacca gidildiği zaman, burada toplanılır, duâ edilir ve yolcular burada uğurlanırdı.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Reklam
Osmanlı Saltanatının son zamanlarındaki törenlere değinen Ercüment Ekrem Talu (1888-1956), Surre töreni hakkında şöyle der: ...Surre-i Hümâyûn merasimi eski İstanbul'un en meraklı manzaralarından birini teşkil eden, en tantanalı, en debdebeli merasimdendi. "Saray olsun, halk olsun buna fevkalâde önem verirlerdi. Zira mahmil makamat-ı mübarekeye yalnız padişahın ve saray erkânının değil müminlerden her kim dilerse onların da armağanlarını iletirdi. Bunun için, ötekinin berikinin, Evkaf Nezareti vasıtasıyla alınır-verilir, bir yüzünde gönderenin öbür yüzünde de alacak olan kimsenin adresleri işlenmiş meşinden yapılı "feraset" çantaları olurdu. Bu çantanın içine sahibi, kudretine göre bir miktar para koyar gönderir, dönüşte de yine aynı çanta ile zemzem, kına ödağacı, hurma, akik yüzük, gümüş basur halkası ve saire gibi ufak tefek hediye alırdı. Bu hediyeleri gönderen "feraşet vekilleri", İstanbul'da kalan ve herhangi bir yüzden bizzat hacca gidemeyen müminlerin namına Kabe'de hizmet ve dua eden bir takım fukara idi ki, butun yıl, işte şundan bundan gelen o paralarla geçinirlerdi.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
"Neyse" dediğimiz çok şey "neyse" kısmına dahil değil ama işte, neyse...
İnsan ve Duygular
Öteden beri İslâm Ülkelerinin hükümdarlarıyla, Osmanlılar tarafından Mekke ve Medine'ye surre ve armağanların gönderilegeldiği bilinen bir gerçektir. Mekke ve Medine'nin kutsallığına inanan Osmanlılarla diğer İslâm hükümdarları, bu kutsal yerlerde oturan fakirlerle, Haremeyn-i Şerîfeyn'de hizmet eden imam, müezzin, kayyım, ferrâş vesaire din görevlilerine; Mekke ve Medine Emirleri ile diğer görevlilere ve delillere her sene Hac mevsimi yaklaşınca çeşitli hediyelerin yanısıra paralar gönderirlerdi. Bu davranışlar, bu yerlere olan sevgi ve saygılarından doğmakla beraber, aynı zamanda kendilerinin şan ve otoritesini (saygınlığını) de simgeliyordu. Bu ikinci hususun, siyasî yönden önemi büyüktü. İşte, hac dolayısıyla İstanbul'dan Haremeyn'e surre yollanmasına "Surre İhracı", Yine hac dolayısıyla padişah tarafından Haremeyn'e yollanan para ve armağanlara "Surre-i Hümâyûn"; Mekke ve Medine (Haremeyn) halkına dağıtılmak üzere gönderilen para ve hediyeler dolayısıyla özel birlik ve merasime de "Surre Alayı" denmiştir.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Surre defteri, defterdarlıkda (sonraki ismiyle maliye'de), Haremeyn Mukataası kaleminde yazılırdı. Surre defterleri'ni önce Darü's-Saade Ağası yazıcısı ile Haremeyn Müfettişi mühürlerler; sonra Defterdar efendi kuyruklu imzasını atar; daha sonra da defterlerin başına Nişancı tarafından tuğra çekilirdi. Defterdar ve nişancı, defterleri padişahın huzurunda mühürlerlerdi. Defterler zarflara konur, bu zarflara mumlar yapıştırılıp, kozaklara konurdu. Zarflar mühr-i hümayun ile mühürlenir ve Daru's-saade Ağasına teslim edilir. O da, Surre Emini'ne verirdi. Bundan sonra surre defterleri ile keseleri yola çıkmak üzere, deve ve katırlara yüklenirdi.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Reklam