Osmanlı Saltanatının son zamanlarındaki törenlere değinen Ercüment Ekrem Talu (1888-1956), Surre töreni hakkında şöyle der:
...Surre-i Hümâyûn merasimi eski İstanbul'un en meraklı manzaralarından birini teşkil eden, en tantanalı, en debdebeli merasimdendi.
"Saray olsun, halk olsun buna fevkalâde önem verirlerdi. Zira mahmil makamat-ı mübarekeye yalnız padişahın ve saray erkânının değil müminlerden her kim dilerse onların da armağanlarını iletirdi. Bunun için, ötekinin berikinin, Evkaf Nezareti vasıtasıyla alınır-verilir, bir yüzünde gönderenin öbür yüzünde de alacak olan kimsenin adresleri işlenmiş meşinden yapılı "feraset" çantaları olurdu. Bu çantanın içine sahibi, kudretine göre bir miktar para koyar gönderir, dönüşte de yine aynı çanta ile zemzem, kına ödağacı, hurma, akik yüzük, gümüş basur halkası ve saire gibi ufak tefek hediye alırdı. Bu hediyeleri gönderen "feraşet vekilleri", İstanbul'da kalan ve herhangi bir yüzden bizzat hacca gidemeyen müminlerin namına Kabe'de hizmet ve dua eden bir takım fukara idi ki, butun yıl, işte şundan bundan gelen o paralarla geçinirlerdi.