Allahın funny bi kulu

Allahın funny bi kulu
Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor? Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan beni çağırmaktadır? -İsmet Özel
Şaşırtıcı olmakla birlikte, bu özelliklerine rağmen Padişah, Şark hükümdarları içinde en iyiliksever, nazik, olumlu ve gönlü zenginlerindendir. Onun alçak gönüllülüğü, tok ve ince sesi, utangaç tavrı ziyaretçileri üzerinde otuz milyon Müslümanın lideri ve yüce Osmanlı Padişahından ziyade kalender bir çelebi izlenimi yaratmaktadır.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Reklam
II. Abdülhamid ile Prof. Vambery'nin ilk karşılaşmaları tanınmış Doğubilimcinin o zamanlar yalnızca "Reşid Efendi" olarak Padişah'ın kızkardeşi Fatma Sultan'a bir perde arkasından özel Fransızca dersi verdiği 1858 yılına rastlar. Reşid Efendi, Fatma Sultan'a Fransızca küçük cümleler yaptırıp, tekrar ettirirken zayıf, açık renk yüzlü bir şehzade de gelmiş, hocanın karşısına ilişmiştir. Adının Hamid Efendi olduğunu sonradan öğrendiğini itiraf eden Vambery; bu şehzadenin, ağzından çıkan her Fransızca kelimeyi anında kaptığını, hatta bazen kendisine anlamadığı yerleri nezaketle sorduğunu anılarında yazacaktır.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
İngiltere İstanbul büyükelçileri bu bilgileri Londra'ya aktarmaktan çok uzaktılar. Yıldız'da kapalı kapılar ardına çekilmiş mutlakiyet Türkiyesi'nin yegâne karar vericisi Sultan Hamid, yabancı devlet temsilcilerinin kolaylıkla görüşebildikleri bir hükümdar değildi. Padişah, elçilerle görüşmeyi kabul ettiği zaman bile onlara ancak klişeleşmiş cevaplar veriyor, asıl görüşlerini daima gizliyordu. Bu durumda Londra'nın başta Mısır olmak üzere Türkiye ile olan sorunların çözümlenebilmesinde arabuluculuk yapacak, Osmanlı Devleti ile uzlaşma ve anlaşma imkânları kalıp kalmadığını tesbit edecek ve gerçek politikası hakkında istihbarat toplayacak Padişah'ın güvenini kazanmış resmî hüviyeti olmayan birisine ihtiyacı vardı. İşte, ancak bu ajanın gayretlerinin sonucu İngiltere, Ortadoğu ve Akdeniz politikasının dönüm noktasını yaşadığı bu günlerde Osmanlı Devleti'nin kaderi ile ilgili bir seçim yapmak zorunda kalacaktı. Dünyada bu zor ve çetrefilli görevi yüklenecek cesaret ve yeteneklere sahip, Sultan Hamid'in güvenini kazanmış tek kişi vardı ve o kişi de Vambery'den başkası değildi.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
...Sari şehrine vardıktan sonra Karatepe'ye doğru hareketlerine devam eden dervişler, Karatepe'ye ulaştıklarında Nurullah adlı bir Afganlı'da misafir olmuşlardı. Ne var ki, Nurullah ve adamları Vambery'nin gerek tavrından, gerek açık renk yüzünden kuşkulanmışlardı. Tereddütlerini belirtince, Vambery sukûnetle şu cevabı verir: "Bende dûnya-yı faniye gına vardır. İlhâm-ı Rabbani ile makamat-ı mübarekeye yüz sürmeye giderim. Cenab-ı Hak müyessir kıla!"
Sayfa 20·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Kendilerine gösterilen özen ve konukseverlikten çok utanan Vambery, Türklerin bu önemli millî özelliğini anılarında şöyle takdirle anacaktır: "Dünya yüzünde Türkler kadar konuksever, misafir özleyen ve varını yoğunu ziyaretçisine harcayan bir millet daha yoktur. Bilhassa Türklüğün öz vatanı olan olan Orta Asya'da bu misafirperverlik kalemle ve dille anlatılmaz hâl alır. Bizi hangi obanın misafir edeceği kavgası ile nerede ise kan dökülecekti."
Sayfa 21·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Reklam