Allahın funny bi kulu

Allahın funny bi kulu
Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor? Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan beni çağırmaktadır? -İsmet Özel
İngiltere İstanbul büyükelçileri bu bilgileri Londra'ya aktarmaktan çok uzaktılar. Yıldız'da kapalı kapılar ardına çekilmiş mutlakiyet Türkiyesi'nin yegâne karar vericisi Sultan Hamid, yabancı devlet temsilcilerinin kolaylıkla görüşebildikleri bir hükümdar değildi. Padişah, elçilerle görüşmeyi kabul ettiği zaman bile onlara ancak klişeleşmiş cevaplar veriyor, asıl görüşlerini daima gizliyordu. Bu durumda Londra'nın başta Mısır olmak üzere Türkiye ile olan sorunların çözümlenebilmesinde arabuluculuk yapacak, Osmanlı Devleti ile uzlaşma ve anlaşma imkânları kalıp kalmadığını tesbit edecek ve gerçek politikası hakkında istihbarat toplayacak Padişah'ın güvenini kazanmış resmî hüviyeti olmayan birisine ihtiyacı vardı. İşte, ancak bu ajanın gayretlerinin sonucu İngiltere, Ortadoğu ve Akdeniz politikasının dönüm noktasını yaşadığı bu günlerde Osmanlı Devleti'nin kaderi ile ilgili bir seçim yapmak zorunda kalacaktı. Dünyada bu zor ve çetrefilli görevi yüklenecek cesaret ve yeteneklere sahip, Sultan Hamid'in güvenini kazanmış tek kişi vardı ve o kişi de Vambery'den başkası değildi.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Reklam
...Sari şehrine vardıktan sonra Karatepe'ye doğru hareketlerine devam eden dervişler, Karatepe'ye ulaştıklarında Nurullah adlı bir Afganlı'da misafir olmuşlardı. Ne var ki, Nurullah ve adamları Vambery'nin gerek tavrından, gerek açık renk yüzünden kuşkulanmışlardı. Tereddütlerini belirtince, Vambery sukûnetle şu cevabı verir: "Bende dûnya-yı faniye gına vardır. İlhâm-ı Rabbani ile makamat-ı mübarekeye yüz sürmeye giderim. Cenab-ı Hak müyessir kıla!"
Sayfa 20·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Kendilerine gösterilen özen ve konukseverlikten çok utanan Vambery, Türklerin bu önemli millî özelliğini anılarında şöyle takdirle anacaktır: "Dünya yüzünde Türkler kadar konuksever, misafir özleyen ve varını yoğunu ziyaretçisine harcayan bir millet daha yoktur. Bilhassa Türklüğün öz vatanı olan olan Orta Asya'da bu misafirperverlik kalemle ve dille anlatılmaz hâl alır. Bizi hangi obanın misafir edeceği kavgası ile nerede ise kan dökülecekti."
Sayfa 21·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Hüseyin Daim Paşa'nın kendisine "Reşid Efendi" ismini takmasıyla 27 yaşındaki Macar çelebisi Türklerin ve Macarların aynı kökenden geldiklerine ilişkin Ural-Altay ırk birliği teorisinin yaşayan bir delili olmuştur artık! "Türkiye'de doğuştan aristokrasi (kan aristokrasisi) yoktur; aşağı tabakadan bir kişi de, yetenekleri sayesinde sosyal merdivende yükselebilir; bir Müşir veya Sadrazam olabilir" diye yazan Vambery, Türkçe ve Türk kültürüne olan hakimiyeti ile Osmanlı-Türk yönetici toplumundaki bütün kapıların kendisine açıldığını itiraf ediyor, böylece Türk kurumlarına olan hayranlığını dile getiriyordu.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Profesör Arminius Vambery: Doğumu 1831 ya da 1832 (tam olarak bilinmiyor); ölümü: 1913. Musevi asıllı bu Türkoloğun bir insan hayatına sığdırdığı kimlikleri (seyyah, kâşif, derviş, öğretim üyesi, yazar, devletlerarası arabulucu, casus) ve misyonlar (Orta Asya'da Türkoloji araştırmaları yapmak, Osmanlı Padişahı nezdinde İngiltere hesabına ajanlık, İngiltere'de II. Abdülhamit'in sözcülüğü, Taymis ile Boğaziçi arasında arabuluculuk, Siyonizm namına Filistin'de Musevi Kolonizasyonunun propagandacılığı) bir araya getirilince ortaya en hayalperest tarihî macera filmini bile gölgede bırakacak bir senaryonun çıkacağını ileriki satırlarda okuyucu bizzat görecektir.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme Tarih
Reklam