Bu kitabı okurken en çok insanın kendi iç dünyasıyla olan savaşı etkiledi beni. Sabahattin Ali, karakterler üzerinden aslında hepimizin içinde bir yerlerde bastırmaya çalıştığımız korkuları, zaafları, hatta kötülükleri gözler önüne seriyor. Ömer’in kararsızlığı, sorumluluktan kaçışı ve her şeyin suçunu 'içindeki şeytan'a atması bana çok tanıdık geldi. Çünkü çoğu zaman biz de aynısını yapıyoruz; yüzleşmek yerine suçlu arıyoruz. Macide ise daha güçlü, daha ayakta kalmaya çalışan biri gibi ama o da sonunda bir yere kadar dayanabiliyor. Kitap boyunca karakterlerin değişimi, iç çatışmaları beni hem düşündürdü hem de kendimle yüzleştirdi diyebilirim. Sabahattin Ali’nin dili sade ama çok derin. İnsan psikolojisini bu kadar ustaca yansıtması gerçekten etkileyiciydi ...