Kişiliği kibirle, dik kafalılıkla, burnu havada, sadece kendisini düşünen bencilliğin kazanına düşmüş bir kişi Aziz Bey. Kitabı okuduğum süre boyunca Aziz Bey'e kızdım hatta onu dövmek istedim. Kendi bencilliğinin hamurunda yoğrulmuş bir babanın kopyası. Yaşadığı aşkı yazar onu çok etkilemiş gibi anlatmış ama ben o aşkı yaşadığını, verdiği acıyı hissettiğini bana geçiremedi. Böyle kişilikte çok insan var bu toplumda. O yüzden Aziz Bey'in yaşadığı acı ben hiç üzmedi. Bir insan kendi acı çekmemek için başkalarına acı çektiriyorsa açıkçası onun sonrasında çektiği vicdan azabı, acı, üzüntü benim açımdan pek bir anlam ifade etmiyor. Bakmak ile görmek arasında fark vardır deriz. Aziz Bey bakan ama görmek istemeyen bir karakter. Kendi mutluluğu, zevk-ü sefası için başkalarını umursamayan, debdebeli hayatın içine kapılmış, kendine maşa arayan biri. Kitapta beni etkileyen iki kişi oldu onlar da kadınlar. Annesi ve eşi Vuslat. Acıdır ki birilerinin kendilerini kullanmasının ağırlığı altında kalan iki kadın. Eşleri tarafından sevilmeyen, her anlamda hizmetçi olarak görülen, varlıkları umursanmayan, aşağılanmaya mahkum edilmiş bu kadınlar etrafımızda çok fazla. Belki onlardan biri de bizlerizdir ha. Benim aldığım nokta burada ehline denk gelmeyen kimse heba oluyor. Bizi heba eylemeyenlere denk gelmek dileğiyle. Ayfer Tunç'tan okuduğum ilk kitap. Dili anlaşılır, sade ama bazı yerlerdeki betimlemelere pek anlam veremedim doğrusu. Konu olarak yeşil çam izlenimi bıraktı. Bu durum benim çok hoşuma gitmedi. Genel anlamda pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim kitabı. Yazardan okuduğum ilk kitap olduğu için onu değerlendirmek benim haddime değildir. Kitapta en çok hoşuma giden kısım Türk Sanat Musikisine yer verilmesi oldu. Hepsini tekrar tekrar keyifle dinledim, not aldım.
Kitaptan Bana
"Artık hiçbir şeyi beklemiyor, sadece yılların verdiği bir alışkanlıkla, pencerelerinden ışık sızan evlere bakarak, böylesi evlerde yaşandığını sandığı mutlu hayatlara imreniyordu."
"Hiç farkına varmadan babası olmuştu. Kalbini karısına açmayan, evinin dışındaki hayatı evinin içindekinden daha önemli bulan, evdeki yürek sızılarını anlamayan, anlasa da umursamayan, çehresi daima asık, sesi daima gür ve azarlamaya hazır babası."
Sayfa 64 - Can Yayınları, 5.Baskı-2015·Kitabı okudu
"Öylesine bencil düşünceler içindeydi ki ancak Vuslat gibi sessiz, silik, dikkatle bakılmadıkça görülmeyen, varlığına ihtiyaç duyulmadıkça ortaya çıkmayan, o konuşursa dinleyen, sorarsa cevap veren, kısacası hayatını alabildiğine kolaylaştıracak bir kadınla yaşayabileceğini düşünüyor, dahası böyle bir kadın istiyordu."
Sayfa 59 - Can Yayınları, 5.Baskı-2015·Kitabı okudu