Bu muhteşem eserle niye bu kadar geç tanıştım bilmiyorum. Fernando Pessoa, sen nasıl bir adamsın! Bu depresif ruh halinle bile nasıl bu kadar çekici olabiliyorsun. Bir insan hem nasıl bu kadar karamsar hem de bir o kadar huzur verici olabiliyor aklım almıyor. Kitabın başından sonuna kadar tüm zıt duyguları bir arada yaşadım. Bu son derece kayıtsız, hayalci, depresif yaşam tarzını ancak bu büyüleyici diliyle bu kadar güzel anlatabilirdi ve bizi neden bu yaşam tarzını benimsediğine ikna edebilirdi. Evet, okurken bazen, bu adam niye böyle karamsar, kayıtsız diyip kızıyordum ama birkaç satır sonra beni böyle olması gerektiğine ikna etmekle kalmayıp, kendisi gibi hissetmemi sağlıyordu. Bunun en çarpıcı örneği ise benim için şu cümlesiydi: "İstemeden varım, istemeden öleceğim."
Kitabın hepsini alıntılasam yeridir zaten neredeyse yarısını alıntıladım (: Ama buna rağmen doyamadım, gerçek anlamda doyamadığım bir eser oldu ve bundan sonra da başucu kitaplarımdan olacak.