Evren

Evren
@EvreninMerkezi
Kader gayrete aşıktır.
Zabıt Katibi / Indie Game Developer
null
Bursa
299 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
5/10
·280 syf.··
2020 2. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2020 14:14
Kitap, 5 yaşında ailesini kaybetmiş bir çocuğun büyükanne ve büyükbabasıyla geçirdiği yılları anlatıyor. Kızılderili olan Çeroki kabilesinde hem zorlu yaşam şartları hem de modern dünyamızdan farklılıkları anlatılırken tüm bunları bir de çocuk gözüyle görüyoruz. İnsanların doğallığını, samimiyetini, kültür farkını net olarak görebiliyoruz. Küçük Ağaç, hikayenin temelindeki çocuğa verilen isim. Saf ve masum bir bakış açısıyla, bir yandan Kızılderili olmayı öğrenirken bir yandan da Çerokilere yapılan zulümleri izleyebiliyoruz. Arka kapakta Küçük Prens ve Şeker Portakalı kitaplarındaki havayı arayanlar için uygun olduğu yazsa da ben tam olarak bu görüşe katılamıyorum. Zaman zaman kendimi hikayeye kaptırdığım oldu. Duygusal kısımlara ve gerçekten mutlu ve doğal bir yaşama tanık olduğumu da hissettim. Otobiyografi türünde bir kitap olması da insana dokunuyor ve böyle gerçeklerin yaşandığı bir dönemde insanların nasıl acılar çektiğini hayal bile edemiyoruz. Ancak yine de bir kitapta tarafların çok keskin bir şekilde ayrılması beni her zaman hikayenin derinliğinden ve sıcaklığından koparıp rahatsız ediyor. İyiyle kötünün ayrımı, tek taraflı düşünmenin verdiği eksiklik ile birlikte hikayeye dışarıdan bakmayı imkansız kılıyor benim için. Objektif gelmediği için kitabın samimiyeti de tamamen kayboluyor ve gerçeklikten uzak bir hale dönüşüyor. Bunun dışında kitabın herhangi bir bölümündeki konu da genel kurgudan kopmama sebebiyet verebiliyor. Tarlada bir ekim işi veya dağa çıkarken yapılan işler gibi bizim alacağımız mesajın oluşması için arka plandaki işleyişler olsa da bazen o kadar uzatılmış ki bir roman yerine belgeselin ya da seyahat yazısının içindeymişim gibi hissediyorum. Bu tür kopmaları sık sık yaşayınca da hikayeye yeterince bağlanamıyorum. Yani genel olarak kitabı
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2019 33. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2019 13:25
Tolstoy'un hayatın anlamı ve amacı üzerine arayış hikayesi diyebiliriz. Bu yolda çok okumuş, felsefeye bakmış, bilime bakmış, çok düşünmüş, dinleri araştırmış, insanlarla konuşmuş ve sürekli gelgitler yaşamış. Kitapta net bir sonuç yok. Müslüman olduğuna dair söylentiler de duymuştum. Hz. Muhammed(sav) kitabını da okumayı düşünüyorum. Inşallah doğru yolu bulmuştur diye ümit ederek, giderek artan merakımla Tolstoy'un ilgili daha çok okuma niyetindeyim.
İtiraflarımLev Tolstoy · Karbon Kitaplar · 201729,3bin okunma
9/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2019 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2019 20:46
Güzel bir kitaptı. Felatun Bey'i çok daha az görsek de hikayede önemli bir yeri vardı. Geçmiş döneme ait kitaplara da ayrı bir ilgim vardır, özellikle o zamanı okuyucuya hissettiriyorsa çok daha etkileyici bir kitap oluyor ve bence bunu başarmış. Hikâye de genel olarak güzeldi. Her ne kadar topluma fayda amacıyla bazı karakterler huyundan çok kolay vazgeçse de okuyucuda pozitif duygular uyandırması ayrı bir tat veriyor. Yazarın da sürekli interaktif bir şekilde konuşması hoşuma gitti, normalde bu tarz kitaplar beni soğutur ama bu kez beğendim. Dil olarak da günümüz Türkçe'sine güzel çeviri yapılmış. Kitabın tamamı anlaşılabilir durumda. Genel olarak beğendim.
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202528,2bin okunma
1/10
·80 syf.··
2019 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2019 02:27
Kitabın arka kapağı o kadar ilgimi çekti ki bu kitabı en sevdiklerim arasına koyabileceğimi düşünüyordum. Bir miras meselesiyle birlikte "aidiyet travması" anlatılıyor tanıma göre. Sırf şu iki kelime için çok heyecanlandım, okumak için can attım. Ancak ne yazık ki hayatım boyunca hiçbir kitap beni bu kadar hayal kırıklığına uğratmadı. Düz yazı mı şiir mi yoksa devrik cümle fantezisi mi anlamadım. Paragraf yapıları çok düzensiz olmuş. Sürekli ara cümleler, tekrarlı kelimeler, anlatım bozuklukları, üç noktayla biten cümleler var. Kitaba doğru düzgün odaklanamadım bile. Yazarın kafasındaki konu aslında çok güzel gelse de bu kitapta bunu asla yakalayamadığı söyleyebilirim. Artık yazar mı kötü yoksa çeviri mi bilemiyorum ama bana göre bu kitap kesinlikle olmamış. Kitabın hiç mi iyi yanı yok? Elbette var. Aforizma kitaplarına eklenebilecek çok güzel cümleler, aktarmak istediği duyguyu hissedebileceğimiz güzel paragraflar var. Ancak kitabın çok az bir bölümünü kapsıyor ve buraları çıkarsak geriye bomboş bir metin kalıyor. Nedenini çözemediğim bir heyecan var kitapta. Hayatında ilk defa göreceği büyük patronuna sunum yapacak bir işçi veya sevdiği kadına karşı ilk defa hislerini açacak bir adamın heyecanı var gibi. Sürekli bir bocalama hali içinde. Anlayamıyorum. Bazen kitaba haksızlık ettiğimi ve ruh halimden dolayı kitaba bu kadar nefretle yaklaştığımı düşündüm. Sırf bu yüzden bile belki tek seferde bitirilebilecek kitabı birkaç okuyuşta bitirdim ama her defasında aynı düşüncelere sahip oldum. Heyecanla başladığım kitaba, birkaç sayfadan sonra sadece bitirmek için devam ettim. Okuduğum kitaplar arasında çok azından pişmanlık duydum ve Ungenach onlardan biri. Benim tavsiyem şudur: Okumayın, okutmayın.
UngenachThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2018452 okunma
6/10
·136 syf.··
2019 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2019 01:24
Öncelikle kitabımız; insan nedir, özünde ne vardır, insan irade sahibi midir, iyilik ve kötülük nedir, insan başkalarını düşünebilir mi, suç var mıdır gibi sorulara kendi düşüncelerine göre cevap arayan bir kitap. Biri yaşlı biri genç olan iki adamın diyaloglarını okuyoruz. Yaşlı adam, bahsettiğim sorulara kendince cevaplar bulmuş ve bunları genç adam ile paylaşıyor, genç adam da kendi süzgecinden geçirerek düşünceleri eleştiriyor, yorumluyor ve yeni sorular soruyor. Akıcı, beyin fırtınalarıyla dolu, muhteşem gözlemlere sahip bir kitap. Gerçekten ciddi bir zeka ve hayalgücü gerektirdiğini, yazarın bu diyalogları, gerçek hayatta da yakın çevresindeki insanlarla gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Ancak yazar muhtemelen fikirlerini çürütecek düşüncelerini genç adamın ağzına o kadar da vermemiş. Yaşlı adamı tamamen haklı, genç adamı ise zayıf bir muhalif olarak haksız göstermiştir. Yaşlı adamın düşüncelerine ilahi ve nesnel bir şekilde yaklaşmıştır. Kurguya sahip bir kitap, dizi veya filmde en sevmediğim noktalardan biri de karakterlerin ve tarafların siyah-beyaz olarak ayrılmasıdır. Çünkü gerçek hayatta herkes gridir. Her ne kadar çok iyi veya çok kötü olsalar da her insanın bir denge oyununda yaşadığını söyleyebiliriz. İyi insanlar kötülük yapabilir, en iyi planı yapanlar hatalı davranabilir, en sakin insan öfkeli zamanlar geçirebilir. Bu kitapta ise yaşlı adam bilge, düşüncelerini çok iyi dile getiriyor, genç adamsa bu fikirlere karşı durup yaşlı adamı yanıltmaya çalışsa da çok basit ve alt edilmesi kolay cümleler kullanıyor. Burada şöyle de bir çelişki olduğunu düşünüyorum: Sorgulama mekanizması bu kadar zayıf bir insanın karşısına yaşlı adam gibi felsefi ve beyni yoran, düşünmeye iten fikirlere sahip insanlar geldiğinde; ya çok az şey anlar ya da yaşlı adama aldırış
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202319bin okunma