Öncelikle kitabımız; insan nedir, özünde ne vardır, insan irade sahibi midir, iyilik ve kötülük nedir, insan başkalarını düşünebilir mi, suç var mıdır gibi sorulara kendi düşüncelerine göre cevap arayan bir kitap.
Biri yaşlı biri genç olan iki adamın diyaloglarını okuyoruz. Yaşlı adam, bahsettiğim sorulara kendince cevaplar bulmuş ve bunları genç adam ile paylaşıyor, genç adam da kendi süzgecinden geçirerek düşünceleri eleştiriyor, yorumluyor ve yeni sorular soruyor.
Akıcı, beyin fırtınalarıyla dolu, muhteşem gözlemlere sahip bir kitap. Gerçekten ciddi bir zeka ve hayalgücü gerektirdiğini, yazarın bu diyalogları, gerçek hayatta da yakın çevresindeki insanlarla gerçekleştirdiğini düşünüyorum.
Ancak yazar muhtemelen fikirlerini çürütecek düşüncelerini genç adamın ağzına o kadar da vermemiş. Yaşlı adamı tamamen haklı, genç adamı ise zayıf bir muhalif olarak haksız göstermiştir. Yaşlı adamın düşüncelerine ilahi ve nesnel bir şekilde yaklaşmıştır.
Kurguya sahip bir kitap, dizi veya filmde en sevmediğim noktalardan biri de karakterlerin ve tarafların siyah-beyaz olarak ayrılmasıdır. Çünkü gerçek hayatta herkes gridir. Her ne kadar çok iyi veya çok kötü olsalar da her insanın bir denge oyununda yaşadığını söyleyebiliriz. İyi insanlar kötülük yapabilir, en iyi planı yapanlar hatalı davranabilir, en sakin insan öfkeli zamanlar geçirebilir. Bu kitapta ise yaşlı adam bilge, düşüncelerini çok iyi dile getiriyor, genç adamsa bu fikirlere karşı durup yaşlı adamı yanıltmaya çalışsa da çok basit ve alt edilmesi kolay cümleler kullanıyor. Burada şöyle de bir çelişki olduğunu düşünüyorum: Sorgulama mekanizması bu kadar zayıf bir insanın karşısına yaşlı adam gibi felsefi ve beyni yoran, düşünmeye iten fikirlere sahip insanlar geldiğinde; ya çok az şey anlar ya da yaşlı adama aldırış