büyük sayıda erkeği vatandaş-asker yapan ulusal orduların ortaya çıkışının patriarkal gücün kurumsallaşmasında stratejik önemi vardır. ulus-devletlerin temeli olan vatandaşlık-erkeklerden oluşan kitlesel ordular savaşlar boyunca gelişip güçlendiler ve sömürgeci fetihler ile eril ideolojinin kurumsallaşmasına yol açtılar.
...wright ise, endüstriyel kapitalizmin gelişen işgücü piyasasında çalışan kadın sayısının hızla artması ile ev hizmetleri sektörünün gelişimi arasındaki bağa bakarak sınıf ile cinsiyet arasındaki yakın ilişkiyi görebileceğimizi söyler.
toplumsal cinsiyet ilişkilerinin ilk kez sınıf ilişkileri analizinde dikkate alınması açısından Engels'in devletin, özel mülkiyetin ve ailenin düzeninin birbiriyle ilişkisine işaret eden önemli eserini anlamak gerekir. ayrıca feminist kuramcıların bu konuya verdiği önem ve öncelik de vurgulanmalıdır. örneğin gerda lerner'in ilk mülkiyet/sahiplenme biçimi olarak kadınların erkekler tarafından "mülk edinmeleri" nin tarihsel örneklerine atıfla, kadınların doğurganlıklarına, çocuklarına ve emeklerine el konması ile dünyada ilk yerleşik tarım toplumunda uygarlığın ortaya çıkışı ve "artık ürün" üretimini gerçekleştirmesi arasındaki ilişkiyi çözümleyen çalışmasını hatırlamak gerekir.
cinsiyeti bir isim olarak değil, fiil olarak kavramak gerektiğini, yani bireylerin sahip oldukları bir sıfat olarak değil, toplumsal ilişkilerin içindeki konumların cinsiyetlendirmesi (engendering) olarak bahsetmek gerektiğini vurgulamalıyız.