Merve

Zelzele
kızılay da fukaralara yardım ediyormuş! evlerini yaptırsınlar diye adam başına yüz elli lira dağıtmış... fukaralar da yüz elli liraya evlerini yaptıracaklarmış. adam gördüm, bir fukara yüz elli liraya pekala tamiratını yapabilir, diyordu. bütün fukara halk, yüz elli liraya ev yapacaklarına, bayram yaklaşıyor diye çocuklarına bir ceket, bir pantolon, bir de yemeni almışlar. süs olarak da ellerine birer tane horoz şekeri tutturmuşlar. bayram yerinde fukara çocukları salıncakta seyrederken insan doğrusu, serinliyor şekerim. yüz elli liraya ev yapılır mı sevgilim?
Reklam
baktım durdum insanların yüzüne. hani hikaye yazmak, onlara dair düşünmek için sanma! sevmek için. yüzlerine bakarak sevmek için.
Sayfa 108·Kitabı okudu
günde iki üç saatlik bir çalışmadan sonra işte içimde böyle rüzgarlar esmeye başlıyor. o zaman düşünmemek için sokaklara fırlıyorum. gazoz içiyor, üstünde şeftali yiyor, gazoz içiyorum. küçük küçük hülyalar kuruyorum. ege denizi kıyısında bir kaza, deniz üstünde bir kahve, keyifli olduğu zaman poyrazdan keskin çığlıklar atan bir çırak, abus, tıraşı uzamış, gözkapakları düşük bir kahveci düşünüyorum.
Sayfa 109·Kitabı okudu
boğaziçinde olmazsa, ege denizi kıyısında saçı sakalı birbirine karışmış, asık suratlı, kötü huylu, geçimsiz bir kahveci bulunabileceğini düşünürdüm. çırağından ve köpeğinden başka herkese, her hayvana homurdanan kahveci. deniz içindeki çardağın harap beton ayaklarına sarıya çalan yeşil dalgalarda karpuz kabuklarının yüzdüğü bir lodos gününde oraya gitmek için dayanılmaz bir arzu duyuyorum. bana böyle bir kahve ve böyle köpeği ve çırağıyla haşır neşir bir adam, bir kahveci görürseniz haber verin.
Sayfa 112·Kitabı okudu
insanları bilmeliyiz, anlamaya çalışmalıyız, değil mi beyefendi? yani konformist olmamayı, adetlerin, ahlakların, her şeyin sulp halde olmadığını, hatta taşın, toprağın bile aşınıp şekil değiştirdiğini bilmeliyiz.