grotius diyor ki: "bir insan özgürlüğünden vazgeçip bir efendinin kölesi olabiliyor da, neden bütün bir ulus kendi özgürlüğünü aktarıp bir kralın buyruğuna giremesin."
aktarmak, vermek ya da satmak demektir. şimdi, bir başkasının kölesi olan adam kendini vermiyor, çok çok geçimini sağlamak için satıyordur. ama bir ulus niçin satar kendini?
vangelistra kilisesi'nin çan kulesinden otuz metre aşağıda küçük bir kulübenin bahçesindeki, dalları evin siyah damını gören bir erik ağacı, benim en iyi dostumdur. dünyada bu küçük erik ağacıyla konuşabilirim.
dallarını kıracaktır yorgiya... çiçeğini göğsüne takacaktır. yataktan şarkılarla fırlayıp tepesine bir haziran içinde binecek, erik ağacının onun için, hususi, yerin dibinden çektiği bir ekşi lezzeti tadacaktır.
gökte bütün kışlarından yıkanmış bir mavilik, hem çok uzakta, hem de ta içimizde, elimizde avucumuzda gibiydi. bir havuz, bir fıskiye, bir lastik top, bir çocuk, bir köpek, bir karpuz düşündüm.