İnsanlar en çok kendileri ile baş başa kaldığı için, kendileri ile tartışabileceği konular belirlemelidirler. Bu da en iyi, okurken sizi derin düşüncelere daldıran kitaplarla olur.
Kitabı okurken yaz aylarında olsanız bile üşüyeceksiniz. Jack London'un ilk yazdığı eserlerinden biridir ve bünyesinde kısa ama keyifli öykü denemeleri barındırır.
Güneşten kaçıp serinlemek için gölgesine sığındığımız ağacın sığındığı şey ise güneştir.
Okurken kitabın baş kahramanı ile birlikte yolculuğa çıkıyorsunuz, yaşadığı doğaüstü ve mucizevi olaylara tanık oluyorsunuz.
Kitabı bitirdikten sonra çıkardığım sonuç, ne kadar aynı türden insanlar da olsak bazılarımız atavizmin en büyük örnekleriyiz. Kendimizi sürekli geliştirmeli sürekli evrimleşmeliyiz. Yoksa Kızılgöz'den bir farkımız kalmaz. (:
Buck evcil ve birazcık şımartılarak yetiştirilmiş 4 yaşında bir çoban köpeği melezidir. Bir gün başkasına satılır ve macera burada başlar. Bundan sonra sürekli bir yolculuk içerisine girecek ve bu yolculukta bir sürü hayat tecrübesi kazanacaktır. Kitabın yazarı Jack London olayları hep köpeğin bakış açısından anlattığı için çok rahat empati kurabiliyorsunuz. Bir solukta okunabilecek bir kitap.
"Parti iktidarda olmak istiyordu, çünkü halk kitleleri özgürlüğü kaldıramayan ya da gerçekle yüzleşemeyen, dolayısıyla kendilerinden güçlü birileri tarafından yönetilmesi ve sistemli bir biçimde aldatılması gereken zayıf, korkak yaratıklardı."