Eylem

--- "Siz insanlar,bir şey söylemek için, hemen ağzınızı açarsınız: bu ahmakça, bu akıllıca, bu iyi, bu kötü! Ne demek oluyor bunların hepsi? Bunun için bir faaliyetin iç ilişkilerini mi araştırdınız? Niçin meydana geldi,niçin meydana gelmek zorundaydı, bunun temelindeki sebepleri kesinlikle ortaya çıkarabiliyor musunuz? Bunu yapsaydınız, yargılamakta bu kadar aceleci olmazdınız." Genç Werther’in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu...
Albert Camus, yaşamanın ağırlığına şöyle değiniyor: "Bazen günün sonunda bir insanın başardığı en büyük şey intihar etmemiş olmasıdır."
Hiyerarşinin en tepesinde insanoğlu var. Kendisini oraya oturtan kendisi olduğu için, onu oradan kaldırmak ve hiyerarşi kavramını kökünü kazımak yine insana düşüyor tabii. Oysa biz, bütün o kibrimiz içinde, bazen bilinçli bazen de bilinçsiz olan bu muazzam gücümüzün tadını çıkartmaktan hoşlanıyor gibiyiz. Aynı zamanda gezegenimiz için muhtemel bir kıyametin tohumlarını içinde taşıyan da işte bu güç, bu kibir.
--- "Senin gezegenindeki insanlar" dedi Küçük Prens. "Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyıorlar..." "Evet bulamıyorlar." diye yanıtladım onu. "Halbuki aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir." "Haklısın" dedim. Bunun üzerine Küçük Prens şöyle dedi: "Ama gözler gerçeği görmez ki, Yüreğiyle aramalı insan."