...şimdiden sonra karanlık basana değin ikisi yalnızca günün ilerleyişi gibi ilerleyecekler, daha hızlı değil. İkisinin de hedefi aynıdır; gün batımı. Aynı güneşin yaptığı gibi kovalarlar bu hedefi , tek bir değişmez ufkun çemberi içinde. Ateşli ve umursamaz güneşe ayak uydururlar ,kendileri de umursamadan ve çaba harcamadan , dingilli yeryüzünü döndüren güneşe -ayarlanmış dişli çarkların çubukları gibi yükselen ağaç gövdelerinin gölgeleri arasından , güçlü ama telaşsız, karanlığın kovuklarından dışarı doğru, tan ağartıcısını ve sabahı ve sabahın ortasını geçerek ; en sonunda öğlenin yavaşlayan en alçak gelgiti içine, ki o sel , o doruğun gevşemesi ve ışığın çemberinden oluşan tek küçük bir taç , düşmüş ama tövbe ermemiş meleği çelenklendirir...