Eyşi

Eyşi
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2023 31. kitabı
Doğal anne, Prema Sundari geç keşfettiğim bir anne. Kitabının içinde oldukça şaşırtıcı ve doğallıktan ne kadar uzak hayatlarımız olduğunu yüzümüze vuran bilgiler var. Son zamanlarda gerek sosyal medya sayesinde gerekse bilgiye kolay ulaşılan bir çağda yaşadığımızı düşünecek olursak bilginin bizi bulma/bizim ona ulaşma hızımız eski dönemlere göre katbekat arttı. Kitabın içindeki birçok bilgiyi bu nedenle ilk kez duymadım ama teorinin pratiğe dökülme kısmında ne kadar başarılı olduk ya da oluruz işte orası muamma. Uygulanabilirlik açısından tüketim toplumu olarak zor olsa da bilgilerin doğruluğundan asla şüphem yok. Çünkü eskiden bunlar yoktu. Her şey ihtiyaçtan doğar düsturu ile hareket edilen bir toplumda yaşadığımızı da düşünürsek arz talep meselesiyle hareket ettiğimiz noktalar maalesef ki oldukça fazla. Gereklilik noktasında ise soru işaretleri oluşturan Doğal Anne ise bu noktaları tek tek bize açıklamış. Kısa ve öz olarak kendime not olarak kitaptan öğrendiklerimi yazacağım. 1.Doğum öncesi dönem doğum ve sonrası kadar önemli. Fiziksel/biyolojik/ruhsal açıdan hazır olunmalı. 2.Doğanın bize önerdiği ve verdiği doğum şekli normal doğumdur. 3.Her doğum yapan annenin sütü er ya da geç gelecektir, gelmemesi için ciddi sorunların olması gerekir. 4.Bebek sadece anne sütü ile beslenmeli, mamaya gerek yoktur. DSÖ’nün ilk aylardaki kilo ve boy artışına dikkat ederek belirtilen sınırlar içinde olan her bebeğe anne sütü yetiyor demektir. 5.Anne,bebeği ne kadar çok göğsünde temas halinde uyutursa bebek o kadar çok göğüsleri uyarır ve süt gelmesine yardımcı olur. 6.Her dişinin sütü sadece kendi yavrusu içindir!( bu bilgi çarpıcı) 7.Emzik zararlıdır, kullanılmasına gerek yoktur. 8.Kundak yapmak bebeğin zihinsel, duygusal ve fiziksel gelişimine engel olur. İlla yapılacaksa ilk
1K
Doğal AnnePrema Sundari · Gerekli Kitaplar Yayınevi · 2023149 okunma
Reklam
7/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2023 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2023 01:08
Ne zamandan aklımda kaldığını hatırlamıyorum ama övülen bir kitap olduğunu hatırlayarak okumaya karar verdim. Bir nebze hayal kırıklığına uğratan Buket Uzuner sevdiğim bir yazar ama her kitabında birtakım eleştiri oklarına maruz bıraktığım anlatımını maalesef bu kitapta da gördüm. Daha önce oklarımı attığım için bu kez çok atmak istemiyorum :) Çarpık ilişkiler, dağınık aile ve parçalanmış aile/aşk/arkadaşlık ilişkilerinin travmatize edilmesiyle kitabın kahramanı Nilsu benim okurken zorlandığım bir karakter oldu. Yalnız şunu da eklemeden geçemeyeceğim, anlatılanlar travma yaratacak ilişkiler olsa da ne yazık ki Türk aile yapısını temsil ediyor; çok gerçekçi çok net ve yalın noktalara parmak basıyor. Travmatik olması hakikatından parça eksiltmiyor yani. Tasvip etmek zorunda değiliz bu ilişkileri ama biz onaylamıyoruz diye yok sayılmıyor hiçbir gerçek. Dili yalın ama anlatımı yoğun ve karakter sayısı fazla olduğu için karıştırdığım zamanlar oldu. Daha doğrusu okuyucu olarak karakterleri biraz tanımak hoşuma gider benim, bazen tanıyamadım çünkü çok kişi vardı. Nilsu ve ailesi; Nilsu’nun sevgilileri ve özellikle Teoman. Tanıştığıma, hayat eşlikçileri olduğuma memnunum ama hayatımda olmalarını çok ister miyim emin değilim. Onlar benim hayatımda olmak ister mi orası da ayrı konu :) Tavsiye edeceğim bir kitap olur mu bundan da emin değilim. Sevdiğim yazarların tüm kitapları okuma alışkanlığı olan biriyim, eğer böyleyseniz bu kitabının da okumalısınız. Zira kitaba adını veren Susamuru hikayesi ve sonu çok ilginçti.
Edebiyat
İki Yeşil SusamuruBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20256,8bin okunma
Gelme Lord Poton seni istemiyorum.
7/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2023 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2023 23:01
Üniversite yıllarında okuyup oldukça şaşırdığım bu kitabı, o zamanlar çok da bir anlam ifade etmediği için tekrar okuma ihtiyacı hissettim ve bu kitabı beğendim lakin 8 aylık hamile biri olarak tıptaki adı Postpartum Depresyonu olan lohusalık döneminden korkmadım desem yalan olur :) Oldukça güzel ve anlamlı olan kısmı kitabın benim için şuydu; içindeki parmak kadınları konuşturan, birbirlerine düşman eden, bazen birbirinin yerine geçen bazen geçmekten ziyade diğerini görmezden gelen; dönem dönem kimine darbe yaptıran kimini kapı dışarı eden Elif Şafak kitabın sonunda olayı tatlıya bağlamayı biliyor bilmesine ama yaklaşık on ay onları kilitli tuttuktan sonra bunu başarıyor. Kim yüzünde mi kilitli kalıyor? Nam-ı diğer Lord Poton yüzünden. Kıskacına alıyor lohusalık depresyonu onu ve yakasını bir türlü bırakmıyor. Debeleniyor, debelendikçe batıyor. Dibi görüyor ama çıkmak gibi bir çabaya da girmiyor taaa ki güzel güneşli bir sabaha uyanana dek… Bir sabah uyanıyor ve Poton ile duygu yüklü bir vedalaşma sonrası hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Her şey geçiyor, sütliman oluyor. Meğer içimizdeki tüm kadınlar bizmişiz, birmişiz, bütünmüşüz. İşte bunu anlıyor ve her şey bitiyor. Hayat akıyor kaldığı yerden… Diline, kalemine ve üslubuna hiç eleştirimin olmadığı Elif Şafak’ın bendeki tek eleştirisi karamsar bakış açısı olabilir. Çünkü annelik bu kadar karamsarlığı kaldıracak bir olgu değildir diye düşünüyorum. Belki o da karamsar değildir, gerçekçidir. Bilemiyorum. Anne olunca anlayacağım ve hak vereceğime eminim Karamsarlık değil, gerçektir bu anlatılanlar. Kim bilir…. Sadece karamsarlık yanında anneliğin güzel taraflarını da okumak isterdim. Anne adaylarına tavsiyedir, özellikle hamile olanlara :)
Edebiyat
Siyah SütElif Şafak · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Bavula sığdıramadıklarım.
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2023 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2023 23:23
Nermin Yıldırım bu kez hikayeleriyle bizi bizden alıp başka bir bize yolculuğa çıkarmaya niyet etmiş gibi adeta.Çünkü kitabı okumaya başladıktan sonra bunca kesmekeş ortasındaki hayatlarımızdan bir nebze sıyrılıp içimizdeki bize yolculuğa çıkıyoruz. Yani ben yolculuğa çıkmaya belki de gönüllüydüm bu da bahanesi oldu diyelim :) Çıktıktan sonra da yolun sonunun değil yolun kendisinin güzelliğinden dolayı bitirmek istemeyeceğim bir seyahat olduğunu söyleyebilirim. Ama her güzel şey gibi bu da bitti. Bazı hikayeler bizi anlatır bize. Usul usul.. Narin narin.. İç dünyanızın ortaya dökülmesi kadar ortaya dökülmemesinin de rahatsız edici olduğu hayatımızda bizi kırmadan, örselemeden ve vurmadan anlatanlar böyle kitaplardır. Böyle hayatlardır. Böyle insanlardır. Nermin Yıldırım'ın bir romanını okumuştum daha önce, dili çok başarılı. Kelimeleri dans ettirme yeteneği ve insanın içine işleyen cümleleriyle bence çok güzel bir öykü kitabı çıkarmış ortaya. Hayatın tam içinden, nokta atışı yaptıran hislerle, birsürü hayat hikayesini önümüze sermiş. Anlaşılmayanlar, anlamayanlar, anlatamayanlar ve anlatanlarla birlikte öyle hayatlar okudum ki ben herkese göre bir şey var bu kitapta. Bavula ne yaparsak yapalım sığamayacak şeylerin olduğu bu hayatta payına düşeni almak isteyen bu kitabı kesin okusun. Bir kenti terk ederken mesela bavula sığamayan şeylerin olduğu gerçeği ile yüzleşirken bu kitabı okumak da benim payıma düşen oldu. Aşırı tavsiyedir.
Edebiyat
Bavula SığmayanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20225,5bin okunma
7/10
·152 syf.··
2023 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2023 23:48
Yuva neresidir? Nedir? Kimdir? Kitabın ana teması bence 'yuva' kelimesinin anlamını sorgulatmak. Tek başına bir hayat kurmaya çalışan karakterimizin kızı ve kocasıyla yaşadıkları üzerinden bunu sorgulaması da bize arkasında cevaplanmamış sorular bırakarak son sayfayı kapattırıyor.Zaten bu tarz kitapların amacı da bu. Soruları okuyucuya cevaplatmak. Senin kelimeye kattığın anlama göre, anlama kapasitene ve gönlünden geçene göre cevap bulmak. Kitabı okurken yaratılan ambiyans hüzün kokuyordu. Kitabın kapağında deniz kenarındaki ahşap ev de bu ambiyansı destekler nitelikte yapayalnız kalmış birinin yaşadığı ev olduğunu hissettirdi bana. İlk sayfadan son sayfaya kadar içimdeki buruk hisle okudum. Mutlulukları yarım, sevinçlerinde bile gizli bir kırgınlık varmış gibi geldi bu kitabın kahramanlarının sanki. Tam mutlu olmaya ramak kalmışken görünmez bir el tarafından hüzne boğulan hayatlar. Yine de mutlu olduklarına inanmışların çıktığı yollar gibi çıkılmış yollar ve o yolların ulaştığı kapılar. Okudukça hüzünlendim. Denizin kenarına kurulmuş bu ahşap evin çatı katından denize bakarken hayal ettim kendimi. Çünkü sadece o onu yapmak beni mutlu edecekti kitabı okurken. Onlarla birlikte yaşadım sanki. Beni görmediler. Kitabı kapattım hepsiyle vedalaştım. Hepimizin yuvası farklıydı.
Edebiyat
YuvaJudith Hermann · Sia Yayınları · 20231,287 okunma
Reklam